Ablasyon, kalpte ritim bozukluğuna (aritmi) neden olan sorunlu elektriksel dokuların veya doğuştan gelen fazladan yolların kontrollü bir şekilde etkisiz hale getirilmesi işlemidir. Ablasyon tedavisi, kasık bölgesindeki damarlardan kalbe doğru ilerletilen, kateter adı verilen ince ve esnek tüpler aracılığıyla doğrudan sorunlu bölgeye müdahale edilerek yapılır. İlaç kullanımına gerek kalmadan kalıcı şifa sağlayan bu yöntem kalbin doğal elektrik sistemindeki düzensizlikleri onararak sağlıklı ritmi tek seansta geri kazandırır. Çocukluk çağında yaşam kalitesini oldukça düşüren şiddetli çarpıntı ataklarını tamamen ortadan kaldırmak için günümüzde en çok tercih edilen, son derece güvenilir ve modern tıbbi çözümlerin başında gelmektedir.

Çocuk Kalbinde Ablasyon Nedir ve Elektriksel Sistem Nasıl Çalışır?

Kalp, sadece kan pompalayan bir kas kütlesi değil aynı zamanda kendi elektriğini kendisi üreten muazzam bir jeneratör sistemidir. İnsan kalbini akıllı bir ev gibi düşünebilirsiniz. Bu evin odaları arasında, elektriğin düzenli olarak akmasını sağlayan ana kablolar ve bir sigorta kutusu bulunur. Sağlıklı bir kalpte elektrik sinyalleri tek bir merkezden çıkar, belirli yolları takip eder ve kalbin düzenli, ahenkli bir şekilde kasılıp gevşemesini sağlar.

Ancak bazı çocuklarda anne karnındaki gelişim döneminden itibaren bu kusursuz tesisatta fazladan kablolar (aksesuar yollar) bulunabilir. Bazen de kalbin odacıkları içindeki küçücük bir hücre grubu, ana sigorta kutusunu dinlemeyerek kendi kendine çok hızlı elektrik sinyalleri üretmeye başlar. Bu durum evin elektrik sisteminde bir kısa devre yaşanmasına benzer. Kalp aniden olağandan çok daha hızlı atmaya başlar ve ritmini kaybeder. İşte ablasyon tedavisi, kasık bölgesinden girilen çok ince ve esnek borular (kateterler) yardımıyla kalbin içine ulaşıp bu kısa devre yapan fazladan kabloları veya isyankar hücre gruplarını bulup kalıcı olarak susturma işlemidir. Bu sayede kalbin elektrik sistemi yeniden orijinal fabrika ayarlarına döndürülür.

Ablasyon Kararı Öncesi Yapılan Elektrofizyolojik Haritalama Nedir?

Bir ritim bozukluğunu tedavi etmeye başlamadan önce sorunun nerede olduğunu bilmek gerekir. Evdeki kısa devreyi bulmadan tamirata başlanamayacağı gibi, kalpteki sorunu milimetrik olarak saptamadan da ablasyon aşamasına geçilmez. Dışarıdan göğse yapıştırılan kablolarla çekilen elektrokardiyografi (EKG) veya yirmi dört saat boyunca hastanın üzerinde kalan Holter cihazları bize bir sorunun varlığını gösterir, ancak sorunun kalbin hangi duvarında, hangi noktasında olduğunu her zaman söyleyemez.

Elektrofizyolojik çalışma, kalbin içinden yapılan doğrudan bir haritalama sürecidir. İncecik kateterler kalbin farklı odacıklarına yerleştirilir ve kalbin ürettiği gerçek zamanlı elektriksel sinyaller büyük bilgisayar ekranlarına aktarılır. Bu aşama tamamen sorunun adını koyma ve yerini bulma sürecidir. Doktorlar bu esnada kalbe küçük elektriksel uyarılar vererek evdeki çarpıntının aynısını kontrollü bir şekilde laboratuvar ortamında başlatırlar. Çarpıntı başladığı an ekranlardaki sinyaller incelenir ve sorunun kaynağı kesin olarak işaretlenir. Bu haritalama sonucunda sorunlu alan tespit edildiğinde, işlem kesintiye uğramadan hemen aynı seansın devamında tedavi aşamasına, yani kateter ablasyonuna geçilir.

Hangi Ritim Bozukluğu Belirtilerinde Ablasyon İhtiyacı Doğar?

Çocuklarda normal kalp atış hızı yaşa bağlı olarak çok ciddi farklılıklar gösterir. Yeni doğmuş bir bebeğin kalbinin dakikada yüz ile yüz altmış kez atması tamamen fizyolojik ve normal bir durumdur. Çocuk büyüdükçe kalp büyür ve atım hızı yavaşlar. Okul öncesi dönemdeki çocuklarda bu hız dakikada doksan ile yüz kırk bandına inerken, ergenlik çağında artık yetişkin seviyesi olan altmış ile yüz atım seviyelerine yerleşir.

Eğer okul çağındaki bir çocuk televizyon izlerken, dinlenirken veya uykudayken kalbi aniden dakikada yüz altmış veya iki yüz atımın üzerine çıkıyorsa, bu durum dikkate alınması gereken bir ritim bozukluğunun işaretidir. Bu tür ani başlayan ve kalbin bir kuş gibi çırpındığı hissini yaratan ataklar çocukların yaşam kalitesini oldukça düşürür.

Ritim bozukluğunun çocuklarda görülebilen temel belirtileri şunlardır:

  • Ani başlayan çarpıntı
  • Nedensiz yorgunluk
  • Göğüs ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Göz kararması
  • Bayılma
  • Nefes darlığı

Eskiden bu şikayetleri yaşayan çocuklara yıllar boyunca kullanmaları gereken ritim düzenleyici ilaçlar verilirdi. Ancak büyümekte olan bir çocuğa her gün uzun yıllar boyunca ağır kalp ilaçları kullandırmanın istenmeyen etkileri olabilmektedir. Ayrıca bu ilaçlar sadece kullanıldıkları sürece işe yarar, sorunu kökten çözmezler. Bu nedenlerden ötürü kalıcı bir iyileşme sağlamak adına girişimsel yöntemler ön plana çıkmıştır.

Ablasyon gerektiren başlıca ritim bozukluğu türleri şunlardır:

  • Supraventriküler taşikardi (AVRT, AVNRT)
  • Wolff-Parkinson-White sendromu (WPW)
  • Atriyal flutter
  • Ektopik atriyal taşikardi
  • Fokal atrial taşikardi
  • Ventriküler taşikardi gibi

Çocuklarda Ablasyon İşleminde Hangi Enerji Türleri Tercih Edilir?

Kalpteki o minicik sorunlu odakları ortadan kaldırırken kullanılan enerjinin ne olduğu, işlemin kalıcı başarısını ve hastanın güvenliğini belirleyen en hayati unsurdur. Gelişen tıp teknolojileri sayesinde artık tek bir yönteme bağlı kalınmamakta, sorunun kalpteki yerine ve hastanın anatomisine göre farklı seçenekler kullanılmaktadır.

Günümüzün gelişmiş çocuk kardiyolojisi merkezlerinde temel olarak üç farklı enerji prensibi kullanılmaktadır. Bunlardan ilki dokuyu yüksek ısı vererek etkisiz hale getiren geleneksel radyofrekans enerjisidir. İkincisi, dokuyu çok düşük derecelere kadar dondurarak sorunlu hücreleri susturan kriyoablasyon teknolojisidir. Üçüncü ve en yenisi ise ısı ya da soğuk kullanmadan tamamen hücresel düzeyde işlem yapan elektroporasyon adı verilen özel bir elektrik akımı yöntemidir. Her birinin uygulanma şekli ve kalpte yarattığı biyolojik etki birbirinden tamamen farklıdır.

Radyofrekans Enerjisi ile Ablasyon Uygulaması Nasıl Gerçekleşir?

Radyofrekans ablasyon tıp dünyasında en uzun süredir bilinen ve başarıyla uygulanan en köklü yöntemdir. Özel olarak tasarlanmış bir kateterin ucu, kalpte ritim bozukluğuna neden olan dokuya temas ettirilir. Daha sonra bu kateterin ucundan radyo dalgaları şeklinde yüksek frekanslı bir enerji verilir. Bu enerji, kateterin temas ettiği dokuda elli ile yetmiş derece arasında kontrollü bir ısınma yaratır.

Isınan dokudaki hücreler yapısal olarak değişime uğrar ve elektriği iletme özelliklerini tamamen kaybederler. O bölgede artık hiçbir şekilde kısa devre oluşamaz. Radyofrekans enerjisinin başarısı çok yüksektir ve sorunlu odak tek bir dokunuşla ömür boyu ortadan kaldırılabilir. Ancak bu yöntemin çocuk kalbinde çok hassas uygulanması gereken durumlar vardır. Eğer yok edilmesi gereken o fazladan elektriksel yol, kalbin ana iletişim merkezine (atriyoventriküler düğüm) çok yakın bir konumdaysa, ısının bu sağlıklı bölgeye yayılma ihtimali doğar. Sağlıklı merkezin ısıdan zarar görmesi durumunda kalbin ana elektrik akımı kalıcı olarak kesilebilir. Bu durum çocuğun hayatının geri kalanında dışarıdan takılacak bir kalp pili (pacemaker) ile yaşamasını gerektirecek kadar ciddi bir tablodur. İşte tam da bu risk nedeniyle kritik bölgelerdeki işlemler için alternatif ve daha güvenli enerji formları geliştirilmiştir.

Kriyoablasyon Olarak Bilinen Dondurma Yöntemi Ablasyon İçin Neden Önemlidir?

Kriyoablasyon, dokuyu ısıtmak yerine tam tersi bir mantıkla dondurarak çalışır. Özel soğutucu gazlar kateterin ucuna gönderilir ve kateterin temas ettiği doku eksi seksen dereceye kadar dondurulur. Bu aşırı soğuk, sorunlu hücrelerin tamamen donmasına ve fonksiyonlarını yitirmesine sebep olur. Kriyoablasyonun çocuk kardiyolojisinde bu kadar devrimsel ve vazgeçilmez bir yöntem olmasının arkasında yatan sır, dondurma işleminin aşamalı olarak yapılabilmesi ve geri döndürülebilir bir güvenlik testine imkan tanımasıdır.

Bu güvenlik testine kriyoharitalama adı verilir. Doktorlar, hedef dokuyu bir anda eksi seksen dereceye dondurmak yerine önce yavaşça eksi otuz dereceye kadar soğuturlar. Eksi otuz derece, dokunun elektrik iletmesini tamamen durdurur ancak hücrelere kalıcı bir hasar vermez. Tam bu esnada kalbin ana merkezinin zarar görüp görmediği, sağlıklı yolların etkilenip etkilenmediği büyük ekranlardan dikkatle incelenir. Eğer istenmeyen bir durum varsa, yani sağlıklı yollar o bölgedeki soğukluktan etkilenip iletiyi durdurmuşsa, dondurma işlemi anında kesilir. Saniyeler içinde kateter ısınır ve doku eski sağlıklı haline geri döner, hiçbir kalıcı hasar oluşmaz. Ancak eksi otuz derecede yapılan testte sadece sorunlu bölgenin sustuğu teyit edilirse, sıcaklık güvenle eksi seksen dereceye düşürülerek işlem kalıcı olarak tamamlanır. Bu harika özellik sayesinde kalp pili takılma riski ortadan kaldırılmaktadır.

Yeni Nesil Elektroporasyon Yöntemi ile Ablasyon Tedavisinin Avantajları Nelerdir?

Pulsed Field Ablation veya elektroporasyon olarak adlandırılan bu yöntem girişimsel kardiyoloji dünyasındaki en son ve en heyecan verici gelişmedir. Bu sistem ne ısıtma ne de dondurma prensibine dayanır. Tamamen termal (ısısal) olmayan bir yaklaşımdır. Sorunlu dokuya temas edildiğinde çok yüksek voltajlı ancak saniyenin milyonda biri kadar kısa süren, özel olarak kalibre edilmiş elektriksel darbeler gönderilir.

Bu darbelerin yarattığı biyolojik etki inanılmaz derecede seçicidir. Gönderilen elektrik akımı sadece ve sadece kalp kası hücrelerini etkileyerek onların zarında kalıcı mikroskobik delikler (porlar) açar. Bu delikler sayesinde ritim bozukluğu yaratan hücreler ölür. İşin en mucizevi tarafı ise çevre dokuların bu akımdan hiçbir şekilde zarar görmemesidir. Kalbimizin hemen arka duvarına bitişik olan yemek borusu, nefes almamızı sağlayan frenik sinirler veya kalbi besleyen incecik koroner damarlar bu özel elektrik akımına karşı tamamen dirençlidir. Sadece kalpteki hastalıklı dokuyu seçip yok eden ve çevresindeki hayati organlara dokunmayan bu teknoloji, işlemin güvenlik profilini mükemmele yakın bir seviyeye çıkarmaktadır.

Bu yeni teknoloji erişkin hastalarda atrial fibrilasyonda çok sık olarak kullanılır iken, çocuklarda kullanımı daha yeni yeni gelişmektedir.

Radyasyonsuz Ablasyon İşlemi Üç Boyutlu Sistemlerle Nasıl Yapılır?

Geçmiş yıllarda kalbin içine gönderilen kateterlerin nerede olduğunu görebilmek, kalpteki hareketlerini takip edebilmek için sürekli olarak X-ışını üreten floroskopi cihazları kullanılırdı. İşlem süresi uzadıkça hastanın aldığı radyasyon miktarı da artardı. Gelişmekte olan dokuları ve hücreleri hızla büyüyen bir çocuğun vücudu radyasyona karşı bir yetişkine kıyasla defalarca daha hassastır. Radyasyonun birikici ve uzun vadeli hücresel etkilerinden çocukları korumak, modern tıbbın en önemli önceliklerinden biri haline gelmiştir.

Bu büyük sorunu çözmek için günümüzde üç boyutlu elektroanatomik haritalama sistemleri devreye girmiştir. Çocuğun göğsüne, sırtına ve bacaklarına akıllı pedler yerleştirilir. Kalbin içine ilerletilen özel kateterler, manyetik alanlar ve hassas sensörler yardımıyla bilgisayara sürekli veri gönderir. Bu sistem bir tür GPS gibi çalışarak kateterin kalbin içinde nerede dolaştığını milimetrik hassasiyetle ekrana çizer. Doktor kateteri kalbin içinde gezdirdikçe, ekranda kalbin birebir üç boyutlu, renkli ve hareketli bir modeli oluşur. Ritim bozukluğunun başladığı nokta bu harita üzerinde kırmızı bir alev topu gibi görünür. Hekim sorunlu yeri işaretler, ablasyonu yapar ve işlemi başarıyla sonlandırır. Bu sayede işlem başından sonuna kadar tek bir saniye bile röntgen ışını kullanılmadan, sıfır radyasyonla, tamamen güvenli bir şekilde tamamlanmış olur.

Ablasyon İşlemi İçin Hangi Damar Yolları ve Ekipmanlar Kullanılır?

Kalbin içine ulaşabilmek için bir giriş kapısına ihtiyaç vardır ve bu kapılar genellikle bacaklarımızdaki büyük toplardamarlardır. Çocukların damar çapları vücut ağırlıklarına ve yaşlarına göre çok değişkenlik gösterdiği için kullanılacak malzemelerin özenle seçilmesi gerekir. Gereğinden kalın bir malzemenin kullanılması damarda yırtılmalara veya kanamalar yaşanmasına sebep olabilir.

Genellikle girişim için sağ kasık bölgesindeki femoral ven adı verilen toplardamar kullanılır. İhtiyaç duyulan durumlarda sol kasık veya çok nadiren boyun bölgesindeki damarlar da tercih edilebilir. Beş kilonun altındaki küçük bebeklerde son derece ince, milimetrik genişlikte özel setler kullanılarak damara giriş yapılır. Okul öncesi çocuklarda biraz daha belirgin çaplı malzemeler kullanılırken, büyük çocuklar ve ergenlerde artık standart yetişkin boyutlarındaki esnek kılıflar güvenle tercih edilebilir. Bu ekipmanların hastanın boyutuna tam uygun olması, işlemin sorunsuz ilerlemesinin temel şartlarından biridir.

Ablasyon Tedavisinin Başarı Oranları ve Olası Riskleri Nelerdir?

Ablasyon, teknolojik altyapısı güçlü merkezlerde ve deneyimli ellerde yapıldığında başarı şansı muazzam derecede yüksek olan bir tıbbi müdahaledir. Çocuklarda en sık karşılaştığımız, halk arasında kısa devre olarak bilinen supraventriküler taşikardilerde tek bir seansla hastalıktan tamamen kurtulma oranı %90-95’in üzerindedir. Diğer bazı inatçı çarpıntı türlerinde bu oran %80-90 arasında değişebilmektedir. Doğuştan kalbi delik olan veya geçmişte açık kalp ameliyatı geçirmiş olan çocukların kalbindeki dikiş izlerinden kaynaklanan zorlu aritmilerde ise başarı oranı bir miktar düşebilmekte ve işlemin ilerleyen yıllarda tekrarlanma ihtiyacı doğabilmektedir.

Her tıbbi müdahale kendi içinde bazı ihtimaller barındırır. Ablasyon son derece güvenli kabul edilse de doğası gereği invaziv, yani vücut içine girilerek yapılan bir işlemdir. Kalıcı ve hayati tehlike yaratacak ciddi risklerin oranı yüzde bir ile iki gibi çok düşük seviyelerdedir.

Ablasyon işlemi sırasında karşılaşılabilecek çok nadir riskler şunlardır:

  • Kasıkta morarma
  • Hafif kanama
  • Kalp zarı sıvı toplanması
  • Kalıcı ritim yavaşlaması
  • Pıhtı oluşumu

İşlem boyunca kan sulandırıcı ilaçlar verilerek, ultrason eşliğinde dikkatli damar girişleri yapılarak ve üç boyutlu sistemler kullanılarak tüm bu istenmeyen durumların önüne titizlikle geçilmektedir.

Hastanede Ablasyon İşlemi Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılır?

Bu süreç hem ailenin hem de çocuğun psikolojik ve fiziksel olarak en iyi şekilde hazırlanmasını gerektiren çok disiplinli bir yolculuktur. Her şeyden önce hastanın kullanmakta olduğu ritim düzenleyici kalp hapları veya şurupları, doktorun belirlediği gün sayısı kadar önceden tamamen bırakılmalıdır. İlaçlar kesilmezse işlem sırasında çarpıntıyı bastırabilirler ve bu durum sorunlu odağın bulunmasını imkansız hale getirebilir.

İşlem günü hastaneye yatış yapıldığında ayrıntılı kan testleri alınır, güncel bir EKG çekilir ve kalbin yapısal durumu ekokardiyografi cihazıyla son bir kez detaylı olarak incelenir. Ablasyon işlemi çocukların korkmaması, ağrı hissetmemesi ve işlem boyunca tamamen hareketsiz kalması amacıyla genel anestezi veya derin uyku hali (sedasyon) altında yapılmaktadır. Anestezi sürecinde midenin tamamen boş olması hayati önem taşır. Mide dolu olduğunda, derin uyku sırasında gıdaların nefes borusuna ve akciğerlere kaçma tehlikesi vardır. Bu tehlikeyi tamamen ortadan kaldırmak için çocuğun yaşına bağlı olarak işlemden 6-8 saat öncesinden itibaren su da dahil olmak üzere hiçbir şey yiyip içmemesi, tam açlık halinde olması kesin bir zorunluluktur.

Ablasyon Sonrası Hastanede İlk Yirmi Dört Saatlik Takip Süreci Nasıldır?

İşlem odasında her şey başarıyla tamamlandıktan ve ritim bozukluğu yaratan alanlar susturulduktan sonra kateterler vücuttan çıkarılır. Kasık bölgesindeki damar giriş yerine bir süre elle baskı yapılarak o bölgedeki kanama tamamen durdurulur ve sıkı bir bandaj uygulanır. Hasta yavaş yavaş uyandırılarak dinlenme odasına, ardından da kendi odasına alınır.

Bu ilk saatler sabır gerektiren ancak çok önemli bir zaman dilimidir. Kasıktaki o büyük toplardamarın iyileşmesi ve pıhtı atma riskinin ortadan kalkması için hastanın dört ile altı saat boyunca yatağında sırtüstü, bacağını hiç bükmeden dümdüz yatması istenir. Gerekirse o bölgeye destek amaçlı küçük bir kum torbası yerleştirilir. Hemşireler düzenli aralıklarla odaya gelerek çocuğun nabzını, tansiyonunu, ayak parmaklarının sıcaklığını ve kasık bölgesini kontrol ederler.

İşlem sırasında kalbin daha net görülebilmesi için zaman zaman damar yoluyla bazı tıbbi kontrast sıvılar kullanılır. Bu sıvıların böbreklerde herhangi bir hassasiyet yaratmadan idrar yoluyla hızlıca vücuttan atılabilmesi için çocuk uyanıp yemek yemeye başladıktan sonra bol miktarda su tüketmesi desteklenir. İlk gün odadaki monitörler aracılığıyla çocuğun kalp ritmi sürekli olarak izlenir. Herhangi bir ekstra sorun yaşanmadığı takdirde hastalar genellikle sadece tek bir gece hastanede misafir edilir ve ertesi günün sabahı son kontrolleri yapılarak evlerine uğurlanırlar.

Taburculuk Sonrası Ablasyon İyileşme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Hastaneden eve dönüldüğünde aileler derin bir nefes alsa da kalpteki ve kasıktaki minik iyileşme sürecinin tamamlanması için bir miktar daha özene ihtiyaç vardır. Eve dönüldükten sonraki ilk birkaç gün çocuğun okuldan geri kalıp evde sakin bir şekilde dinlenmesi tavsiye edilir. Kasıktaki sıkı bandajlar taburculuk sonrası ilk günün sonunda çıkarılır. Bandajlar çıktıktan sonra çocuğun ayakta durarak, çok sıcak olmayan ılık suyla kısa bir duş almasında hiçbir tıbbi engel yoktur. Ancak kasıktaki iğne giriş deliklerinin enfeksiyon kapmaması için o bölge tamamen kapanana kadar dikkatli olunmalıdır.

Taburculuk sonrası ilk iki hafta kaçınılması gereken aktiviteler şunlardır:

  • Ağır yük kaldırmak
  • Merdivenleri hızlı çıkmak
  • Koşu yapmak
  • Küvette yıkanmak
  • Denize girmek
  • Havuza girmek

Ablasyon işlemi kalbin o küçücük bölgesinde kontrollü bir hasar oluşturduğu için kalbin o noktasında geçici bir şişlik, bir nevi iyileşme dokusu reaksiyonu (inflamasyon) meydana gelir. Bu doğal onarım süreci boyunca, ilk haftalarda çocuğun ara sıra kalbinin teklediğini hissetmesi, kısa süreli hafif çarpıntılar yaşaması son derece normal ve beklenen bir durumdur. Kalp bu yeni ve sağlıklı ritmine alıştıkça bu ufak tefek şikayetler haftalar içinde kendiliğinden silinip gidecektir.

Ablasyon Sonrasında Hangi Acil Durumlarda Kontrole Gidilmelidir?

Ablasyon tedavisinin uzun vadedeki başarısını değerlendirmek, her şeyin yolunda olduğundan emin olmak ve kalbin yeni ritmini teyit etmek için taburculuktan belli bir süre sonra (genellikle ilk veya üçüncü ay) poliklinik kontrolü planlanır. Bu kontrolde EKG çekilir, gerekiyorsa 24 saatlik ritim Holter cihazı bağlanır ve her şey normalse hastanın hayatına tamamen kısıtlamasız devam etmesine onay verilir.

Ancak evdeki iyileşme süreci sırasında her zaman tetikte olunması gereken bazı nadir fakat önemli işaretler vardır. Bu işaretler görüldüğünde rutin kontrol randevusunu beklemeden derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.

Vakit kaybetmeden tıbbi destek alınmasını gerektiren acil durumlar şunlardır:

  • Şiddetli göğüs ağrısı
  • Aşırı nefes darlığı
  • Yüksek ateş
  • Kasıkta ani şişlik
  • Kasıktan akıntı gelmesi
  • Tekrarlayan bayılma

Sıkça sorulan sorular

Ablasyon, kalpte ritim bozukluğuna neden olan anormal elektriksel odakların veya iletim yollarının özel kateterler yardımıyla ortadan kaldırılması işlemidir. En sık çarpıntı ve taşikardi tedavisinde uygulanır.
İşlem sırasında kasık veya kol damarından ince kateterler ilerletilerek kalbe ulaşılır. Ritim bozukluğuna neden olan bölge tespit edildikten sonra radyofrekans enerjisi veya dondurma yöntemi ile tedavi uygulanır.
Supraventriküler taşikardi, atriyal flutter, atriyal fibrilasyon, Wolff-Parkinson-White sendromu ve bazı ventriküler ritim bozukluklarında ablasyon tedavisi etkili bir seçenek olabilir.
Hayır, ablasyon açık cerrahi değildir. Kateter kullanılarak damar yoluyla gerçekleştirilen girişimsel bir işlemdir. Bu nedenle iyileşme süresi genellikle cerrahi operasyonlara göre daha kısadır.
İşlem genellikle sedasyon veya uygun anestezi altında yapılır. Hastalar çoğunlukla ciddi ağrı hissetmez. İşlem sonrasında giriş yapılan bölgede hafif hassasiyet oluşabilir.
Başarı oranı ritim bozukluğunun türüne göre değişmekle birlikte birçok hastada oldukça yüksektir. Bazı ritim bozukluklarında kalıcı tedavi sağlayabilir ve ilaç ihtiyacını azaltabilir.
Kanama, enfeksiyon, damar yaralanması, ritim bozuklukları ve nadiren kalp ile ilgili komplikasyonlar görülebilir. Ancak deneyimli merkezlerde ciddi komplikasyonlar oldukça seyrektir.
Çoğu hasta işlem sonrasında kısa süre gözlem altında tutulur. Birçok vakada aynı gün veya ertesi gün taburculuk mümkün olabilir. Süre işlemin kapsamına göre değişebilir.
Bazı hastalarda ritim bozukluğu tamamen düzelirken, bazı durumlarda tekrar gelişebilir. Bu nedenle düzenli kontroller önemlidir ve gerektiğinde ek tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.
Çarpıntı, ritim bozukluğu veya ablasyon gerektiren kalp hastalıkları bulunan kişiler Kardiyoloji uzmanına başvurmalıdır. İşlem genellikle elektrofizyoloji alanında deneyimli kardiyologlar tarafından gerçekleştirilir.
Güncellenme Tarihi: 12.10.2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button