Çocuklarda biküspit aort kapağı, kalpten tüm vücuda temiz kan pompalayan ana damar olan aortun girişindeki kapağın doğuştan sadece iki yaprakçıklı olarak gelişmesi durumudur. Normal ve sağlıklı bir kalpte bu kapağın tam açılıp kapanmayı sağlayan üç adet yaprakçığı bulunur. Bebek henüz anne karnındayken ortaya çıkan bu anatomik farklılık, kanın kalpten ana damara geçişini mekanik olarak zorlaştırarak kapakta darlığa veya yaprakçıkların tam kapanamamasına bağlı olarak temiz kanın geriye kaçmasına zemin hazırlar. En sık karşılaşılan doğumsal kalp anormalliklerinden biri olan bu yapısal durum kalbin iş yükünü artırarak zamanla kalp kasının yorulmasına neden olabilir.
Biküspit Aort Kapağı Nedir ve Anne Karnında Nasıl Gelişir?
Doğuştan gelen kalp hastalıklarının gelişim süreci, aslında genetik yatkınlıklar ile çevresel faktörlerin son derece karmaşık bir etkileşimine dayanmaktadır. Sağlıklı bir kalp anatomisini düşündüğümüzde, aort kapağı üç adet simetrik ve kusursuz çalışan yaprakçıktan oluşur. Bu yaprakçıkları, tam ortadan ikiye açılan ve kapandığında hava bile sızdırmayan çift kanatlı sağlam kapılara benzetebiliriz. Kalp kasıldığında bu kapılar sonuna kadar açılarak kanın vücuda yüksek bir basınçla, hiçbir engele takılmadan pompalanmasını sağlar. Kalp gevşediğinde ise pompalanan kanın geriye dönmesini engellemek için sımsıkı kapanırlar. Ancak biküspit aort kapağında, embriyolojik gelişim sürecindeki hücresel göç ve bölünme aşamalarında yaşanan bazı kusurlar nedeniyle, genellikle sağ ve sol yaprakçıklar birbiriyle yapışık kalır. Sonuç olarak eşit boyutta olmayan, biraz asimetrik ve yalnızca iki yaprakçığa sahip bir kapak yapısı ortaya çıkar.
İstatistiklere bakıldığında, canlı doğan her bin bebeğin yaklaşık sekiz ila onunda doğumsal bir kalp anomalisine rastlanmaktadır. Bu son derece geniş yelpaze içinde biküspit aort kapağı, toplumda değişen görülme sıklıklarıyla en yaygın karşılaşılan doğumsal kalp malformasyonu olarak öne çıkar. Ailevi geçiş özellikleri de barındıran bu durum genetik bir altyapıya sahiptir. Özellikle birinci derece akrabalarında, yani anne, baba veya kardeşlerinde benzer bir anomali bulunan çocuklarda bu kapağın görülme ihtimali oldukça yüksek bir oranda tekrarlama eğilimi gösterir. Bu nedenle ailede bu tanıyı almış biri varsa, diğer çocukların da mutlaka bir kalp kontrolünden geçmesi büyük önem taşır.
Embriyonik dönemde, yani bebeğin organlarının yeni yeni oluşmaya başladığı hamileliğin o en hassas ilk haftalarında, kalbin gelişimi annenin maruz kaldığı bazı dış faktörlerden de doğrudan etkilenir. Annede bulunan bazı kronik hastalıklar veya hamilelik sırasında geçirilen bazı enfeksiyonlar, bebeğin kalp gelişimini sekteye uğratabilmektedir.
Hamilelikte riski artıran faktörler şunlardır:
- Diyabet
- Fenilketonüri
- Obezite
- Ateşli hastalıklar
- Kızamıkçık
- İnfluenza
Ayrıca annenin hamilelikte bilinçsizce kullandığı belirli ilaçlar veya yüksek doz vitamin takviyeleri de kalbin çıkım yollarının normal gelişimini engelleyebilmektedir.
Biküspit Aort Kapağı Kalp Anatomisini ve İşleyişini Nasıl Etkiler?
Kapağın üç yerine yalnızca iki yaprakçıklı olması, tıpkı menteşeleri paslanmış veya yanlış takılmış bir kapının tam açılamaması gibi mekanik bir sorun yaratır. Bu durum kalbin sol karıncığının sistemik dolaşıma kan pompalarken çok daha yüksek bir dirence karşı çalışmasına neden olur. Çocuklarda sol ventrikül çıkım yolu obstrüksiyonları olarak adlandırdığımız kalpten kanın çıkışını engelleyen durumların en yaygın formu olan valvüler aort darlığı bu mekanizmayla ortaya çıkar.
Kalp bir kastır ve tıpkı ağırlık kaldıran bir sporcunun kaslarının belirginleşmesi gibi, sürekli artan bu basınca karşı koyabilmek için adaptif bir yanıt geliştirerek zamanla kalınlaşmaya başlar. Buna hipertrofi adı verilir. Kalp kası kalınlaştıkça esnekliğini yitirir ve içindeki boşluk daralır. Eş zamanlı olarak kapak yaprakçıklarının kenar yapılarının asimetrik olması ve menteşe yerlerinin bozuk olması, kapağın gevşeme evresinde tam kapanamamasına yol açar. Tam kapanamayan bu aralıktan kanın bir kısmı kalbin içine geri sızar. Bu duruma aort yetersizliği adı verilir. Çocukluk çağında bu yetersizlik genellikle çok hafif seyreder ve geri plandadır, ancak yaş ilerleyip kapak yıllar süren çarpışmalarla aşındıkça bu geriye kaçak belirginleşir.
Kısıtlı ve asimetrik bir açıklıktan basınçla fışkıran kan, tıpkı parmağınızla ucunu sıktığınız bir bahçe hortumundan fışkıran su gibi, normal o sakin ve düzgün akışkanlığını kaybeder. Suyun hortumun içinde dümdüz ilerlemesi yerine, türbülanslı ve girdaplı bir karakter kazanır. Bu durum aorta damarının hemen girişinde güçlü lokalize girdaplar oluşturur.
Oluşan bu kan girdaplarının yarattığı olumsuzluklar şunlardır:
- Endotel hasarı
- Hücresel yıpranma
- Elastik lif kaybı
- Damar duvarı zayıflaması
- Aort damarı genişlemesi
Özellikle bu asimetrik jet akımının çıkan aort damarının iç duvarına yıllar boyunca her kalp atışında sürekli olarak çarpması, o bölgedeki esnek liflerin gerilmesine, yıpranmasına ve damarın ana yapısının bozulmasına neden olur. Biküspit kapaklı çocukların önemli bir kısmında, ilerleyen yıllarda aort damarının genişlemesi, yani aort anevrizması dediğimiz durum gözlenir. Genişleyen bu damar duvarı mekanik gücünü kaybederek incelir ve çok ileri yaşlarda yırtılma gibi hayatı tehdit eden son derece ciddi tablolara zemin hazırlayabilir.
Çocuklarda Biküspit Aort Kapağı Belirtileri Nelerdir?
Biküspit aort kapağı olan çocuklarda klinik tablo son derece geniş bir yelpazede seyreder. Bu durum bazen aileleri şaşırtabilir, çünkü vakaların çok büyük bir kısmı çocukluk dönemi boyunca hiçbir şikayet olmaksızın, tamamen sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam ederler. Kapağın yapısında bir anormallik olsa da eğer oluşturduğu darlık veya kaçak hafif seviyedeyse, kalbin mükemmel uyum sağlama yeteneği sayesinde çocukların fiziksel gelişimleri, kilo almaları, koşup oynamaları veya günlük aktiviteleri zerre kadar etkilenmez. Bu durumlarda tanı, genellikle kreş, okul veya spor kulübü kayıtları için yapılan rutin sağlık muayeneleri sırasında hekimin kalbi dinlerken “üfürüm” adı verilen, o türbülanslı kan akışının yarattığı fazladan bir sesi duyması üzerine tamamen tesadüfen konur.
Ancak bazı durumlarda, özellikle kapaktaki iki yaprakçığın birbirine çok fazla yapışık olması veya ilerleyen yaşla birlikte kapakta kireçlenme birikmesi nedeniyle darlık ciddi boyutlara ulaşabilir. Darlık arttığında kalbin pompalama gücü bedenin, özellikle de hareketli bir çocuğun oksijen ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelir. Dışarıya yeterli kan çıkamadığında beyne, kaslara ve kalbin kendi damarlarına giden kan akımı azalır.
Büyük çocuklarda ve ergenlerde görülebilecek belirtiler şunlardır:
- Çabuk yorulma
- Nefes darlığı
- Göğüs ağrısı
- Çarpıntı hissi
- Baş dönmesi
- Göz kararması
- Bayılma
Özellikle oyun oynarken veya koşarken ortaya çıkan baş dönmesi ve bayılma çok kritik bir uyarıcıdır. Bu durum beyne giden kan akımının anlık olarak kesildiğini ve kapaktaki darlığın çok tehlikeli, kritik bir seviyeye ulaştığını gösterir.
Bunun yanı sıra olayın çok daha farklı ve dramatik seyrettiği bir hasta grubu daha vardır: Yenidoğan bebekler. Çok kritik ve ağır bir aort darlığı ile doğan yenidoğan bebeklerde durum son derece acildir. Anne karnındayken bebeğin kan dolaşımı özel bir damar bağlantısı sayesinde kalbin o dar kısmına hiç uğramadan akciğerleri es geçerek vücuda dağıldığı için bebek anne karnında gayet sağlıklıdır. Ancak doğumdan hemen sonraki ilk birkaç gün içinde bu özel damar bağlantısı doğal doğasının bir gereği olarak kapanmaya başlar. İşte bu bağlantı kapandığında, daralan biküspit kapaktan vücuda kan gidemez hale gelir.
Kritik darlıkla doğan yenidoğanlarda görülen tehlikeli belirtiler şunlardır:
- Soluk ten rengi
- Vücutta morarma
- Zayıf nabız
- Hızlı solunum
- İnleme
- Beslenme güçlüğü
- Sürekli uyku hali
Bu bebekler aniden ağır kalp yetersizliği tablosuna girerler. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bu fırtınalı ve ağır tablo bazen bebeklerde görülen ağır kan enfeksiyonlarıyla çok benzer belirtiler verdiği için uzmanların son derece dikkatli olması ve durumu hızlıca ayırt etmesi gerekir.
Biküspit Aort Kapağı Tanısı Hangi Yöntemlerle Konulur?
Çocukta hiçbir belirti olmasa dahi, iyi bir çocuk sağlığı uzmanının yapacağı dikkatli bir fizik muayene bu durumun ilk ipuçlarını verir. Stetoskopla kalbi dinlerken duyulan sesler, kalbin içerisindeki akışkanlık sorunlarını adeta dışarıya yansıtan bir radyo yayını gibidir. Biküspit aort kapağında, o sert ve yapışık kapağın kan basıncıyla zorlanarak açılması sırasında “klik” dediğimiz çok karakteristik, çıtlamaya benzer bir ses duyulur. Ardından da kanın dar alandan zorla geçerken çıkardığı sert karakterli üfürüm sesi işitilir. Sadece boyun damarlarına dokunarak veya göğüs kafesine el konularak bile içerideki o titreşim hissi anlaşılabilir.
Şüphelenilen durumlarda hastalığın kesin teşhisinde birincil, en güvenilir ve en yaygın kullanılan yöntem transtorasik ekokardiyografidir. Bu yöntem göğüs kafesi üzerinden kalbin ultrason dalgalarıyla görüntülenmesi işlemidir.
Ekokardiyografi cihazının sağladığı avantajlar şunlardır:
- Radyasyon içermemesi
- Ağrısız olması
- Anında sonuç vermesi
- Detaylı görüntü sağlaması
Ekokardiyografi ile kapağın iki yaprakçıklı o anormal yapısı, yaprakçıkların kalınlaşma durumu darlığın kapak alanı bazındaki şiddeti, ne kadar kan kaçırdığı, kalbin sol karıncığının ne kadar kalınlaştığı ve çıkan aort damarının çapı milimetresi milimetresine net bir şekilde ölçülür ve değerlendirilir.
Günümüzde ultrason teknolojisinin ve cihaz çözünürlüklerinin inanılmaz boyutlara ulaşmasıyla, doğumsal kalp hastalıklarının çok büyük bir kısmı bebek henüz anne karnındayken bile teşhis edilebilmektedir. Hamileliğin 18. ile 20. haftaları arasında, doğrudan bebeğin kalbine odaklanarak yapılan fetal ekokardiyografi incelemeleri, kalp gelişimini en ince detayına kadar gösterir. Fetal dönemde kalpte böyle bir anomali saptanması son derece değerlidir. Bu sayede ailenin doğum planlaması çok daha güvenli bir hastanede, çocuk kardiyolojisi ekibinin hazır bulunduğu bir merkezde yapılır ve bebeğin doğumdan hemen sonra yaşayabileceği krizlerin önüne geçilerek anında müdahale şansı yaratılır.
Ekokardiyografinin yanı sıra tanı ve takipte kullanılan başka yöntemler de mevcuttur. Kalbin elektriksel haritasını çıkaran, ritim düzenini ve kalp kasının zorlanmaya bağlı ne kadar kalınlaştığını dalgalar halinde kağıda döken elektrokardiyografi (EKG) sıkça kullanılır. Ayrıca göğüs röntgeni çekilerek kalbin göğüs kafesi içindeki genel boyutu ve aort damarındaki genişlemenin kabaca dış hatları incelenebilir. Eğer ultrason dalgaları göğüs yapısı nedeniyle net bir görüntü veremiyorsa veya aort damarındaki genişlemenin kalpten çıktıktan sonraki tüm seyri milimetrik olarak haritalanmak isteniyorsa, kardiyak manyetik rezonans görüntüleme veya üç boyutlu bilgisayarlı tomografi anjiyografi gibi çok daha ileri görüntüleme yöntemlerine başvurularak ameliyat veya girişim öncesi kesin yol haritası çizilir.
Biküspit Aort Kapağı İçin Ameliyatsız Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Ailelerin en çok merak ettiği konulardan biri kapağı düzeltecek bir şurup veya hap olup olmadığıdır. Ancak biküspit aort kapağının o yapısal, doğumsal anatomik bozukluğunu veya yapışıklığını hücresel bazda eritecek, onu tekrar üç yaprakçıklı normal bir kapağa dönüştürecek herhangi bir ilaç tedavisi tıbben ne yazık ki mevcut değildir. Kullanılan tıbbi ilaçlar yalnızca kalbin yükünü hafifletmek, ritmini düzenlemek veya çocuğun eşlik eden yüksek tansiyonu varsa onu kontrol altına alarak damar duvarına binen basıncı azaltmak amacıyla reçete edilir.
Çocukluk çağında gelişen ciddi kapak darlıklarında, ilk tercih edilen tedavi yöntemi göğüs kafesinin yarıldığı açık kalp ameliyatı değil teknolojik donanımlı anjiyografi laboratuvarlarında gerçekleştirilen girişimsel bir yöntem olan perkütan balon valvüloplasti işlemidir. Bu işlem tamamen kapalı bir yöntemle, damar içinden kalbe ulaşılarak yapılan son derece zarif bir müdahaledir.
İşlem sırasında çocuğun kasık bölgesi lokal veya uyumu zor olan daha küçük çocuklarda genel anestezi altında uyuşturulur ve steril bir şekilde temizlenir. Kasık atardamarına çok ince bir iğne ile girilerek damar yoluna ulaşıldıktan sonra, saç teli inceliğinde esnek bir kılavuz tel yavaşça damar içinde kaydırılarak kalbe kadar ilerletilir. Özel bir x-ışını görüntüleme cihazı rehberliğinde, dışarıdan adım adım izlenen bu tel üzerinden, daralmış olan aort kapağının tam ortasına ucu sönük, özel üretim dayanıklı bir balon ulaştırılır. Balon, yapışık olan kapak yaprakçıklarının tam merkezinde, basınçlı bir sıvı yardımıyla birkaç saniyeliğine şişirilir ve indirilir. Bu şişme sırasında oluşan mekanik güç, o doğuştan yapışık olan zarları birbirinden ayırır, yırtar ve kapağın açılım alanını anında genişletir.
Müdahale kararında dikkate alınan kriterler şunlardır:
- Şikâyetsiz hastada yüksek basınç farkı
- Şikâyeti olan hastalarda şikayetler
- Efor sırasında göğüs ağrısı
- EKG üzerinde iskemi bulguları
- Bayılma öyküsü
- Hızlı gelişen kalp yorgunluğu
- Kalbin fonksiyonlarında bozulma
Çocuklarda kapalı yöntemle yapılan bu balon işlemi, açık kalp cerrahisine gidişi bazen on yıllarca geciktiren, oldukça yüz güldürücü ve başarılı bir yöntemdir. Ancak yöntemin doğası gereği bazı sınırları vardır. Balonun kapağı zorlayarak açması sırasında, istenmeyen ufak yırtılmalar oluşabilir ve bu durum kapağın geriye kan kaçırmasına, yani aort yetersizliğine neden olabilir. Yine de büyüme çağındaki bir çocuğun göğsünün açılmaması ve çocuğun ertesi gün yürüyerek evine gidebilmesi, bu riski göze almaya değer kılan devasa bir avantajdır.
Biküspit Aort Kapağı İçin Cerrahi Tedavi ve Ross Ameliyatı Nedir?
Balon yönteminin uygulanamadığı, kapağın artık kireç taşı gibi sertleştiği veya balondan sonra aşırı derecede kan kaçırmaya başlayan kapaklarda, o bozuk yapıyı tamamen düzeltmek için açık kalp cerrahisi yöntemleri kaçınılmaz hale gelir. Cerrahi planlamada ilk kural ve hedef her zaman, çocuğun kendi doğal dokusunu olabildiğince koruyarak, yama veya dikiş teknikleriyle kapağı içeriden onarmaya çalışmaktır. Ancak onarımın imkansız olduğu büzüşmüş ve ağır deforme olmuş kapaklarda, o kapağın oradan kesilip çıkarılması ve yerine yeni bir kapak takılması gerekir.
İşte tam bu noktada söz konusu hasta büyümekte olan aktif bir çocuk olduğunda, yetişkinlerde rahatça kullanılan yapay protez kapaklar çok ciddi dezavantajlar ve tehlikeler yaratır.
Çocuklarda sentetik veya hayvansal kapakların yarattığı sorunlar şunlardır:
- Kan sulandırıcı zorunluluğu
- Hızlı kireçlenme
- Erken doku bozulması
- Çocuğun büyümesine uyum sağlayamama
- Mükerrer ameliyat ihtiyacı
Yetişkinlere takılan karbon alaşımlı, ömür boyu dayanan mekanik kapaklar, üzerinde pıhtı oluşumunu engellemek için çocuğun ömrü boyunca her gün çok güçlü kan sulandırıcı ilaçlar kullanmasını gerektirir. Sürekli koşan, bisiklete binen, düşen, dizini kanatan, top oynayan bir çocuk için kanının pıhtılaşmaması demek, küçücük bir kafa travmasında bile hayatı tehdit eden durdurulamaz bir iç kanama geçirme riski demektir. Diğer bir seçenek olan domuz veya inek kalp zarından üretilen biyolojik kapaklar ise kan sulandırıcı gerektirmezler ancak çocukların kemiklerinin uzadığı o inanılmaz hızlı kalsiyum metabolizması nedeniyle, bu kapaklar çocuk bedeninde birkaç yıl içinde kireçlenip çürüyerek işlevlerini yitirirler. Bu da çocuğun çocukluk çağı bitmeden üç dört kez ağır açık kalp ameliyatı olması demektir.
Bu açmazların hepsini birden çözen, çocuk kardiyovasküler cerrahisinin ulaştığı en mükemmel ve hastanın fizyolojisine en uygun çözüm “Ross Prosedürü”dür. Bu son derece kompleks ve ustalık gerektiren ameliyatta muazzam bir yer değiştirme oyunu oynanır. Çocuğun hastalıklı aort kapağı yerinden tamamen sökülüp atılır. Bunun yerine, yine çocuğun kendi kalbinin sağ tarafında akciğerlere kan pompalayan ve basıncı düşük olduğu için o güne kadar hiç yıpranmamış olan sağlıklı pulmoner kapağı büyük bir dikkatle kesilerek alınır ve sol taraftaki aort kapağının yerine dikilir. Sağ tarafta boş kalan pulmoner kapağın yerine ise insan dokusundan elde edilen, özel şartlarda dondurularak saklanmış olan kadavra kapağı yerleştirilir.
Ross ameliyatının çocuklara sağladığı eşsiz avantajlar şunlardır:
- Büyüme potansiyeli
- İlaç özgürlüğü/İlaç kullanmadan bir yaşam (bazı olgularda sadece aspirin)
- Kusursuz akışkanlık
- Normal kalp boyutu
- Uzun yaşam beklentisi
Yeni aort kapağı çocuğun kendi canlı hücresel dokusu olduğu için, çocuk boy attıkça ve büyüdükçe o kapak da kalple birlikte milimetre milimetre büyümeye devam eder. Böylece çocuk ergenliğe ulaştığında kapak küçük kalmaz. Ayrıca bu kapak kendi dokusu olduğu için ömür boyu o tehlikeli kan sulandırıcı ilaçları kullanmasına gerek kalmaz. Hiçbir yapay karbon kapağın taklit edemeyeceği kadar pürüzsüz ve doğal bir kan akışı sağladığı için kalbin üzerindeki yorgunluk tamamen silinir ve kalp hızla normal sağlıklı boyutlarına geri döner.
Biküspit Aort Kapağı Hastalarında Endokardit Neden Tehlikelidir?
Biküspit kapağın sadece mekanik bir darlık sorunu yarattığını düşünmek eksik olur. O asimetrik kapaktaki bozuk yüzey ve kanın dar alandan fışkırırken yarattığı yüksek hızlı türbülanslı akım, kapağın iç dokusunda sürekli mikroskobik düzeyde bir zedelenmeye ve tahribata neden olur. Bunu, teflon bir tavanın yüzeyinin sürekli metal bir çatal ile çizilmesine benzetebiliriz. Yüzeyi çizilmiş bu doku, normal pürüzsüz halini kaybeder.
Gündelik yaşamda veya basit tıbbi işlemler sırasında zaman zaman ağzımızdan, bağırsaklarımızdan veya solunum yollarımızdan kan dolaşımına bazı bakteriler sızar. Bu bakteriler normal, sağlıklı bir insanda bağışıklık sistemi tarafından dakikalar içinde yok edilir. Ancak biküspit kapağa sahip bir çocukta kan dolaşımına giren bu bakteriler, o kalpteki çizilmiş ve hasar görmüş pürüzlü kapak dokusuna adeta bir mıknatıs gibi tutunurlar. Vücudun savunma hücreleri o şiddetli kan akıntısında bu bakterilere ulaşamaz ve bakteriler orada çoğalarak koloniler oluştururlar. Kalbin iç tabakasının ve kapaklarının bu bakteriler tarafından istila edilerek ağır bir iltihaba maruz kalmasına Enfektif Endokardit adı verilir.
Endokarditin bu kadar korkutucu olmasının nedeni, bakterilerin hızla üreyerek kapağı kelimenin tam anlamıyla eritmesi, delmesi ve kalpte apseler oluşturmasıdır. Hastalığın belirtileri genellikle çok sinsi başlar. Haftalarca süren, bir türlü düşmeyen inatçı bir ateş, gece yatak çarşaflarını sırılsıklam eden terlemeler, şiddetli titreme nöbetleri, çocuğun aniden iştahının kesilmesi, hızlı kilo kaybı ve sürekli uyumak istemesi en temel belirtilerdir. Tanısı oldukça zordur ve aralıklı olarak alınan kan kültürlerinde bakterinin yakalanmasıyla konur. Tedavisi de bir o kadar zahmetlidir; çocuk en az altı hafta boyunca hastanede yatmak ve damardan çok güçlü dozlarda antibiyotik almak zorundadır. Tedavide geç kalınırsa kapak tamamen parçalanarak çocuğu acil kalp ameliyatına götürür.
Bu ölümcül komplikasyondan korunmanın ilk, en temel ve en ucuz adımı ağız ve diş sağlığıdır. Dişleri düzenli fırçalamama, diş çürüklerinin tedavi edilmemesi veya çürük bir dişin çekimi sırasında kana karışan milyonlarca bakteri doğrudan kalbe göç eder. Bu nedenle biküspit kapaklı çocuklara henüz dişleri yeni çıkarken kusursuz bir diş fırçalama ve ağız hijyeni alışkanlığı kazandırılması kesinlikle hayati bir öneme sahiptir. Sadece fırçalama değil kanama ihtimali olan bazı tıbbi müdahalelerden tam bir saat önce çocuğa ağızdan koruyucu bir antibiyotik verilmesi gerekir.
İşlem öncesi tek doz alınan bu antibiyotik, kana karışabilecek olası bakterileri daha kalbe ulaşmadan kanda yok ederek enfeksiyonu başlamadan bitirir. Bu basit hap, çocuğun hayatını kurtaran görünmez bir zırh görevi görür.
Biküspit Aort Kapağı Çocukların Spor ve Günlük Yaşamını Nasıl Etkiler?
Biküspit aort kapağı tanısı alan bir çocuğun ailesinin ilk tepkisi genellikle çocuğu cam bir fanusun içine koymak, koşturmasını, oynamasını ve tüm spor aktivitelerini yasaklamak yönünde olur. Ancak çocukların spordan ve oyundan tamamen koparılması onların hem psikolojik gelişimlerinde derin yaralar açar hem de obezite gibi kalbi daha da yoracak başka hastalıklara davetiye çıkarır. Önemli olan sporu yasaklamak değil çocuğun kalbinin kapasitesine ve damar çapına uygun doğru sporu seçmektir.
Spor yaparken kaslarımızın daha fazla oksijene ihtiyacı olur, bu ihtiyacı karşılamak için de kalp daha hızlı atar ve kan basıncı (tansiyon) doğal olarak yükselir. Eğer kapağın arkasındaki aort damarında hastalığa bağlı bir genişleme, bir duvar incelmesi varsa, spor sırasındaki bu ani tansiyon yükselmeleri o ince duvara içeriden inanılmaz bir baskı yapar. Özellikle ağırlık kaldırırken, mekik çekerken veya güreşirken nefesi istemsizce tutma ve ıkınma eylemi (Valsalva manevrası), göğüs kafesinin içindeki basıncı saniyeler içinde devasa boyutlara ulaştırır. Bu ani ve şiddetli basınç artışı, o zayıflamış aort damarının bir anda kağıt gibi yırtılmasına neden olabilecek en büyük tehlikedir.
Bu nedenle çocukların efor anında nefeslerini hiçbir zaman tutmamaları ve tek seferde kendi vücut ağırlıklarının küçük bir kısmından daha ağır bir yükün altına girmemeleri şarttır. Hafif darlığı olan ve damar çapı normal olan çocukların önünde pek çok güvenli seçenek vardır.
İzin verilen hafif tempolu sporlar şunlardır:
- Yürüyüş
- Tempolu yürüyüş
- Hafif tempo yüzme
- Bisiklete binme
- Masa tenisi
- Golf
- Bowling
Ancak eğer darlık orta veya ağır seviyedeyse ya da damar çapı belli bir milimetrenin üzerine çıkmışsa, kalbin hızla kasılmasını gerektiren, aniden depar atılan, vücuda darbe alınabilecek temas sporları kesinlikle tehlikelidir.
Kesinlikle yasaklanan tehlikeli sporlar şunlardır:
- Ağırlık kaldırma
- Güreş
- Boks
- Halter
- Futbol
- Basketbol
- Hızlı koşu
Çocuğun hangi sporu ne yoğunlukta yapabileceği mutlaka düzenli aralıklarla yapılan ekokardiyografi ölçümleri ışığında belirlenmelidir. Eğer spor yaparken veya günlük basit bir aktivite sırasında çocukta aniden başlayan göğüs ağrısı, sırtına vuran bıçak gibi keskin bir ağrı, ciddi bir nefes alamama hissi veya baş dönmesi gelişirse, aktiviteye o saniye son verilmeli ve hasta acil olarak tam teşekküllü bir merkeze ulaştırılmalıdır.
Sıkça sorulan sorular

Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, 20 yıla yakın klinik, akademik ve girişimsel deneyime sahip, doğuştan kalp hastalıkları, pediatrik girişimsel kardiyoloji, hibrit işlemler ve radyasyon azaltılmış / floroskopisiz kateterizasyon teknikleri alanlarında uluslararası düzeyde tanınan bir uzmandır.
Bugüne kadar hem ülkemizde hem de yurtdışında toplamda 10.000’in üzerinde pediatrik kardiyak kateterizasyon işlemi gerçekleştirmiş; kompleks yapısal kalp hastalıklarında ileri düzey girişimsel ve hibrit uygulamalara ülkemizde öncülük etmiştir.
Akademik üretkenliği 110 SCI/SCIE yayını, 1.440 atıf, H-indeksi 18 ile bilimsel olarak güçlü bir otoriteyi temsil etmektedir (Google Scholar, 2025).
