Bebek ve çocuklarda kalp testleri; kalbin yapısal, elektriksel ve işlevsel sağlığını kapsamlı şekilde değerlendirmek için kullanılan Ekokardiyografi (EKO), Elektrokardiyografi (EKG), 24 saatlik ritim Holter, 24 saatlik tansiyon Holter ve anne karnındaki incelemeler için uygulanan Fetal EKO gibi kardiyoloji için bazal tanı yöntemleridir. Bunların haricinde kardiyak mayetik rezonans görüntüleme (MR), Kardiyak bilgisayarlı tomografi (BT), anjiyografi , Sintigrafi, Üç boyutlu kalbin örneğinin değerlendirilmesi, gibi ileri değerlendirme yöntemleri de bulunmaktadır.
Doğum öncesi dönemden ergenliğin sonuna kadar uzanan büyüme sürecinde kalbi detaylıca incelemeyi sağlayan bu pediatrik uygulamalar, yetişkin kardiyolojisinden tamamen farklıdır. Çocukların sürekli değişen dinamik fizyolojisine özel olarak tasarlanan bu tıbbi araçlar, doğumsal farklılıkların veya sonradan ortaya çıkabilen dolaşım sistemi sorunlarının en erken aşamada tespit edilmesine olanak tanır. Erken teşhis, minik kalplerin ömür boyu sağlıklı ve güvenle atmasının en temel anahtarıdır.
Çocuklarda kalpte üfürüm duyulması ne anlama gelir?
Poliklinik başvurularının en büyük kısmını, rutin muayeneler sırasında stetoskop ile duyulan üfürümler oluşturur. Üfürüm aslında bir hastalık adı değil sadece duyulan bir sesin tarifidir. Kanın kalp içindeki odacıklarda veya kalpten çıkan büyük damarlarda ilerlerken oluşturduğu türbülansın, yani girdabın göğüs duvarına yansıyan sesidir. Çocukluk çağında duyulan bu seslerin çok büyük bir kısmı masum üfürüm olarak adlandırılır. Masum üfürüm, kalpte herhangi bir yapısal bozukluk, delik veya darlık bulunmadığı anlamına gelir.
Çocuklarda bu seslerin bu kadar sık duyulmasının temel nedeni fiziksel yapılarından kaynaklanır. Çocukların göğüs duvarı, kas ve yağ dokusu yetişkinlere kıyasla belirgin derecede daha incedir. Bu incelik, kalbin içindeki tamamen normal kan akışının yarattığı doğal seslerin stetoskopla çok daha kolay ve yüksek sesle duyulmasına yol açar. Tıpkı ince duvarlı bir odada yan odadaki su borularının sesini duymak gibidir. Çocuk büyüdükçe, göğüs kafesi genişledikçe ve göğüs duvarı kalınlaştıkça bu masum sesler dışarıdan duyulmaz hale gelir ve kendiliğinden kaybolur.
Masum üfürümlerle karıştırılmaması gereken bazı ciddi durumlar şunlardır:
- Delikler
- Damar darlıkları
- Kapak yetersizlikleri
- Kapak darlıkları
Yukarıda belirtilen bulgular saptandı ise üfürüm artık hastalık anlamına gelmektedir.
Masum kalp üfürümü ile hastalık belirtisi olan patolojik üfürüm nasıl ayırt edilir?
Masum üfürümlerin aksine, patolojik üfürümler kalpteki gerçek bir anatomik soruna işaret eder. Kalbin yapısını bir evin odalarına benzetirsek, odalar arasındaki duvarlarda olmaması gereken delikler bulunabilir veya kapılar tam açılmayıp sıkışıklık yaratabilir. Kalbin kulakçıkları veya karıncıkları arasındaki delikler, kalpten çıkan büyük damarlar arasında kapanmamış açıklıklar veya kalp kapakçıklarındaki darlıklar kanın normal, pürüzsüz akışını bozar.
Bahçe hortumunun ucunu başparmağınızla sıktığınızda suyun nasıl basınçlı ve sesli fışkırdığını düşünün; kalpteki darlıklar ve delikler de böyle çok daha şiddetli ve farklı karakterde türbülans sesleri yaratır. Bir üfürümün masum mu yoksa bir hastalığa mı bağlı olduğunu kesin olarak anlamanın yolu sadece dinlemekle bitmez. Şüphe duyulan her durumda kalbin iç yapısı ultrason dalgalarıyla görüntülenerek tanının kesinleştirilmesi gerekir.
Patolojik üfürüme neden olabilen temel doğumsal rahatsızlıklar şunlardır:
- Atriyal Septal Defekt (ASD)
- Ventriküler Septal Defekt (VSD)
- Patent Duktus Arteriozus (PDA)
- Aort kapak darlığı (AS)
- Pulmoner kapak darlığı (PS)
- Fallot tetrolojisi (TOF)
Yenidoğan bebeklerde morarma (siyanoz) neden olur ve kalple ilişkisi nedir?
Yenidoğan döneminde bebeğin dudak çevresi, dili ve cilt renginin morarması acil müdahale gerektiren son derece kritik bir durumdur. Tıpta santral siyanoz olarak adlandırılan bu durum kandaki oksijen seviyesinin tehlikeli sınırların altına düştüğünü gösterir. Bebeklerin kanında oksijene çok sıkı tutunan özel bir fetal hemoglobin türü bulunur. Bu nedenle bir yenidoğanda morarma gözle fark edilebilir hale geldiğinde, kanda dolaşan oksijen miktarı aslında çoktan kritik seviyelere inmiş demektir.
Morarmanın kaynağının akciğerlerden mi yoksa kalpten mi kaynaklandığını hızla ayırt etmek gerekir. Solunum yolu tıkanıklıkları veya akciğer gelişim problemleri morarmaya yol açabilir. Ancak kalbe bağlı morarmaların temelinde genellikle kanın akciğerlere gidip oksijenlenmesini engelleyen ağır doğumsal kalp anomalileri yatar. Kirli kan, akciğerlere uğrayıp temizlenemeden doğrudan vücuda pompalanırsa bebekte şiddetli bir morarma ortaya çıkar. Bazen solunum sıkıntısı çekmeyen ancak cilt rengi gri-mavi tonlarında olan bebeklerde kanda oksijen taşıma kapasitesini bozan farklı biyokimyasal durumlar da akla gelmelidir.
Morarma şikayetiyle başvuran yenidoğanlarda saptanabilen bazı durumlar şunlardır:
- Fallot Tetralojisi
- Pulmoner kapak atrezi veya darlığı
- Triküspit kapak atrezisi veya darlığı
- Solunum yolu obstrüksiyonları
- Methemoglobinemi
Bebeklerde beslenirken aşırı terleme ve kilo alamama kalp hastalığı belirtisi midir?
Bebeklik döneminde kalp yetmezliği, yetişkinlerde gördüğümüz bacaklarda şişlik veya göğüs ağrısı gibi klasik belirtilerle kendini göstermez. Bebekler için hayattaki en büyük fiziksel efor, anne memesini veya biberonu emerek beslenmektir. Bu efor, bizim için tempolu bir koşu yapmakla eşdeğerdir. Eğer kalpte büyük bir delik varsa, her kalp atışında akciğerlere gereğinden fazla kan pompalanır. Bu durum akciğerlerde sıvı göllenmesine yol açar.
Akciğerleri sıvı ile dolu olan bir bebek, rahat nefes alamaz. Emme eylemi sırasında nefes nefese kalır, alnında aşırı terleme görülür ve beslenmeyi bitiremeden yorulup uyuyakalır. Vücut, var olan tüm enerjisini nefes alıp vermeye ve o yorucu emme işlevine harcadığı için büyümeye enerji kalmaz. Harcanan enerjinin alınan kaloriden fazla olması neticesinde büyüme ve gelişme geriliği tablosu ortaya çıkar. Yani bebeğin yaşıtlarına göre kilo alamaması ve beslenirken boncuk boncuk terlemesi oldukça ciddiye alınması gereken bir alarmdır.
Bebeklerde kalp yetmezliğini düşündüren temel belirtiler şunlardır:
- Aşırı terleme
- Hızlı nefes alıp verme
- Çabuk yorulma
- Beslenmeyi yarıda bırakma
- Kilo alamama
Çocuklarda göğüs ağrısı ve çarpıntı her zaman tehlikeli bir kalp hastalığına mı işaret eder?
Toplumdaki yaygın algı ve korkunun aksine, çocukluk çağındaki göğüs ağrılarının çok büyük bir kısmı kalple ilişkili değildir. Bir yetişkin göğsünü tuttuğunda akla hemen damar tıkanıklığı veya kalp krizi gelirken; çocuklarda bu ağrılar genellikle göğüs kafesindeki kas ve iskelet sistemi zorlanmaları, büyüme ağrıları veya akciğer enfeksiyonlarından kaynaklanır. Ancak ağrı koşarken, spor yaparken veya merdiven çıkarken ortaya çıkıyorsa, uzun sürüyorsa ve çocuğu durmak zorunda bırakıyorsa bu durumu detaylıca incelemek gerekir.
Özellikle ağrıya eşlik eden solukluk, soğuk terleme, baş dönmesi, göz karaması, çarpıntı veya bayılma varsa altta yatan doğumsal koroner damar anormallikleri, kalp kası hastalıkları veya çocuklarda kalp zarı iltihaplanmaları araştırılmalıdır. Çarpıntı şikayetleri de ebeveynleri çok endişelendiren bir diğer konudur. Ancak kalp çarpıntıları her zaman kalbin elektriksel bir bozukluğu anlamına gelmez. Çoğu zaman dış faktörler kalbin çalışma hızını etkileyebilir.
Çocuklarda kalp kaynaklı olmayan göğüs ağrısı ve çarpıntı nedenleri şunlardır:
- Kas zorlanmaları
- Büyüme ağrıları
- Mide asiti reflüsü
- Stres
- Sınav kaygısı
- Kansızlık (anemi)
- Tiroid rahatsızlıkları
Bebek ve çocuklarda kalbi incelemek için Ekokardiyografi (EKO) nasıl uygulanır?
Çocukların kalp sağlığını değerlendirirken elimizdeki en güçlü, en güvenilir ve en sık kullanılan silah Ekokardiyografi, yani kısa adıyla EKO’dur. EKO, tıpkı hamilelikte anne karnındaki bebeği izlemek için kullanılan ultrason cihazları gibi çalışır. Kalbin yapısını, odacıklarının boyutlarını, kalp kasının kalınlığını, kapakçıkların açılıp kapanma hareketlerini ve kanın damarlar içindeki akış hızını anlık ve hareketli olarak görüntülemeyi sağlar.
Gelişmiş renkli Doppler teknolojisi sayesinde kanın akış yönü ekranda mavi ve kırmızı renklerle kodlanır, böylece ters yöne olan kaçaklar veya darlık noktalarındaki girdaplar kolayca tespit edilir. EKO’nun çocuklar için en harika tarafı tamamen ağrısız olması ve hiçbir şekilde radyasyon içermemesidir. İşlem öncesinde çocuğun aç kalmasına veya özel bir hazırlık yapmasına gerek yoktur. İşlem odası genellikle loş ve sessizdir. Göğüs bölgesine ılık bir jel sürülür ve prob adı verilen cihaz göğüste gezdirilerek görüntüler alınır. Çoğu çocuk bu inceleme sırasında oldukça rahattır, hatta bebekler jel sürülürken gıdıklanıp gülebilirler.
EKO incelemesinin mutlaka yapılması gereken bazı önemli durumlar şunlardır:
- Üfürüm duyulması
- Göğüs ağrısı şikâyeti
- Bayılma öyküsü
- Morarma tespiti
- Büyüme geriliği
- Sık akciğer enfeksiyonu geçirilmesi
- Ailede doğumsal kalp hastalığı öyküsü
Standart EKO yetersiz kaldığında yemek borusundan kalp ultrasonu (TEE) gerekli midir?
Göğüs üzerinden yapılan standart EKO, çocukların ince göğüs duvarı sayesinde genellikle kalbin tüm detaylarını mükemmel bir şekilde gösterir. Ancak bazı özel ve karmaşık durumlarda, kalbin en arka kısımlarını, akciğer toplardamarlarının kalbe giriş yerlerini veya yapay kalp kapakçıklarının arka yüzeylerini net olarak görmek mümkün olmayabilir. Göğüs kafesi ile kalp arasına giren akciğer dokusu veya kaburgalar ses dalgalarının geçişini engelleyebilir. İşte bu noktada Transözofageal Ekokardiyografi, yani TEE yöntemi devreye girer.
TEE işleminde, ucunda minik bir ultrason kamerası bulunan ince ve esnek bir tüp, ağız yoluyla yemek borusuna indirilir. Yemek borusu, kalbin arka duvarına komşu olduğu için araya hiçbir engel girmeden yüksek çözünürlüklü, muazzam kalitede görüntüler elde edilir. Özellikle kalbin iç zarının ve kapakçıklarının mikrobik iltihaplanmalarında bu yöntem hayati önem taşır. Ancak probun yutulması çocuklar için oldukça rahatsız edici ve korkutucu olabileceğinden, pediatrik hastalarda bu işlem uzman anestezi ekipleri tarafından, çocuk tamamen uyutularak veya derin sedasyon altında, hiçbir acı veya korku hissetmemesi sağlanarak gerçekleştirilir.
TEE işleminin en sık kullanıldığı tıbbi durumlar şunlardır:
- Enfektif endokardit
- Aort damarı yırtılmaları
- Kompleks venöz dönüş anomalileri
- Yapay kapakçık takibi
- Ameliyat sırası anlık kontroller
- Anjiyografi sırasında cihazın yerleştirilmesi ve kontrolü
Çocuklarda gizli kalp ritim bozuklukları 24 Saatlik Ritim Holter cihazı ile nasıl tespit edilir?
Bazen bir çocuk aniden başlayan ve kısa süre sonra kendiliğinden geçen şiddetli çarpıntılardan şikayet eder. Ancak hastaneye ulaşıp EKG çekildiğinde her şey tamamen normal görünebilir. Standart bir EKG çekimi yalnızca o anki birkaç saniyelik kalp ritmini kağıda döker. Oysa ritim bozuklukları günün sadece belirli saatlerinde, çocuk uyurken, koşarken veya oyun oynarken ortaya çıkıyor olabilir. Bu gizli ve geçici aritmileri yakalamak için Ritim Holter cihazı kullanmak şarttır.
Ritim Holter, çocuğun göğsüne yapıştırılan birkaç küçük kablo ve bir cep telefonu büyüklüğünde, kemere veya boyna takılan hafif bir kayıt cihazından oluşur. Çocuğun durumuna göre kalp ritmini 24 saat ile 72 saat arasında kesintisiz olarak saniye saniye kaydeder. Kayıt süresince çocuğun normal günlük yaşamına, okuluna ve hafif oyunlarına devam etmesi istenir ki şikayetleri tetikleyen doğal ortam bozulmasın. Eğer çocuk kayıt sırasında çarpıntı, baş dönmesi veya göğüs ağrısı hissederse cihazın üzerindeki küçük bir düğmeye basarak o anki ritmi işaretler. Hekim daha sonra bu kayıtları bilgisayarda inceleyerek çocuğun düğmeye bastığı saniyede kalbinde ne olup bittiğini net bir şekilde görebilir.
Cihaz takılıyken çocuğun ve ailenin uyması gereken bazı katı kurallar şunlardır:
- Duş almamak
- Banyo yapmamak
- Kabloları çekiştirmemek
- Cep telefonu kullanımını sınırlandırmak
- Yüksek manyetik alanlardan uzak durmak
- Yüzüstü yatmamak
Tansiyon takibi ve açıklanamayan kalp kaynaklı bayılmalarda hangi testler uygulanır?
Çocuklarda yüksek tansiyon teşhisi koymak yetişkinlerdeki kadar düz bir mantıkla ilerlemez. Hastane ortamında, beyaz önlüklü bir doktor gördüğünde heyecanlanan çocuğun tansiyonu geçici olarak yüksek çıkabilir. Çocuğun uyanıkken, okuldayken ve en önemlisi gece uykudayken tansiyonunun nasıl seyrettiğini anlamak için Tansiyon Holter cihazı kullanılır. Kola takılan bir manşon, belirli aralıklarla otomatik olarak şişip inerek tansiyonu ölçer ve kaydeder. Bu cihaz sayesinde gerçek bir tansiyon hastası ile sadece hastane heyecanı yaşayan çocuk kolaylıkla ayırt edilir.
Diğer taraftan, kalbinde hiçbir yapısal delik veya sorun olmayan ancak sık sık aniden bayılan çocuklar vardır. Bu açıklanamayan bayılmaların altında yatan nörolojik ve kardiyolojik refleksleri test etmek için Eğik Masa (Tilt) Testi uygulanır. Çocuk yatay bir masaya güvenli kemerlerle bağlanır ve masa yavaşça dikey açıya getirilir. Yerçekiminin etkisiyle kan bacaklarda göllenirken, kalbin ve damarların bu duruma nasıl tepki verdiği sürekli tansiyon ve nabız ölçümleriyle izlenir. Bu sayede otonom sinir sisteminin kalbi nasıl yavaşlattığı ve tansiyonu nasıl düşürdüğü tespit edilerek uygun tedavi planlanır.
Bayılma öyküsü olan çocuklarda ayırıcı tanı için yapılması gereken değerlendirmeler şunlardır:
- Detaylı öykü alımı
- Detaylı aile öyküsünün alımı
- Fizik muayene
- Ekokardiyografi (Eko)
- Elektrokardiyografi (EKG)
- 24 saatlik Ritim Holter takibi
- 24 saatlik Tansiyon Holter takibi
- Eğik Masa Testi
Anne karnındaki bebeğin kalp sağlığı Fetal Ekokardiyografi ile nasıl incelenir?
Doğumsal kalp hastalıkları, canlı doğan bebeklerde en sık karşılaşılan yapısal anomali grubudur. Bebeğin kalbinin henüz anne karnındayken detaylıca incelenmesi, doğduktan hemen sonra acil müdahale veya ameliyat gerektirecek ciddi durumların önceden bilinmesi açısından tam anlamıyla hayat kurtarıcıdır. Eğer ciddi bir kalp sorunu tespit edilirse, anne adayı doğum zamanı geldiğinde bu duruma anında müdahale edebilecek tam donanımlı, çocuk kardiyolojisi ve kalp damar cerrahisi ekiplerinin hazır bulunduğu bir merkeze yönlendirilir.
Fetal Ekokardiyografi, anne adayının karın bölgesi üzerinden ultrason dalgaları kullanılarak anne karnındaki fetüsün kalbini inceleyen muazzam bir yöntemdir. Tamamen güvenlidir, radyasyon içermez ve ne anneye ne de minik bebeğe en ufak bir zarar vermez. Genellikle gebeliğin 18. ile 24. haftaları arasında yapılması en ideal sonuçları verir. Bu işlem sırasında kalbin göğüs içindeki duruşu, dört odacığının gelişimi, kalpten çıkan ana damarların yerleşimi ve kalbin ritmi tek tek değerlendirilir. Unutulmamalıdır ki doğumsal kalp hastalığıyla doğan bebeklerin büyük çoğunluğu sağlıklı ebeveynlerden dünyaya gelmektedir; bu yüzden şüphe duyulan her durumda bu inceleme yapılmalıdır.
Fetal EKO yapılmasını zorunlu kılan anne ve bebeğe ait bazı risk faktörleri şunlardır:
- Annenin diyabet hastalığı
- Annenin lupus hastalığı
- Ultrasonda anormal kalp görüntüsü şüphesi
- Artmış ense kalınlığı
- Fetal vücut boşluklarında sıvı birikimi
- Ailede doğumsal kalp hastalığı öyküsü
Çocuklarda kalp anjiyosu ve kateterizasyon sadece tanı koymak için mi uygulanır?
Geçmiş yıllarda kalp kateterizasyonu, ya da halk arasında daha çok bilinen adıyla anjiyo, çoğunlukla kalbin iç yapısını net görmek ve sadece hastalığın kesin tanısını koymak için yapılırdı. Ancak günümüzde tıp teknolojisinin baş döndürücü gelişimi sayesinde çocuk kateterizasyonu, birçok hastalıkta açık kalp ameliyatlarına çok güçlü bir alternatif haline gelmiştir. Bu işlemlerle çocukların göğüs kafesi kesilmeden, günlerce yoğun bakımda yatmadan, sadece küçük bir iğne deliğinden girilerek kalplerindeki büyük sorunlar çözülebilmektedir.
İşlem genellikle kasık bölgesindeki atardamar veya toplardamara ince esnek borularla girilerek başlar ve röntgen cihazı eşliğinde kalbe ulaşılır. Çocukların işlem sırasında kesinlikle hareketsiz kalması ve korkmaması gerektiğinden, işlemler tamamen uyutularak gerçekleştirilir. Kalbin içindeki delikler şemsiye benzeri cihazlarla tamamen kapatılabilir. Doğumdan itibaren daralmış olan kalp kapakçıkları veya damarlar, ucunda balon olan kateterler kalbe ilerletilip yüksek basınçla şişirilerek tamamen açılabilir. Moraran ve acil oksijene ihtiyaç duyan bebeklerde ise kalbin içindeki zarlar yırtılarak veya kapanmak üzere olan damarlara stent takılarak cerrahi müdahaleye kadar bebeğe yaşam şansı sunulur.
Kalp kateterizasyonu ile ameliyatsız tedavi edilebilen bazı durumlar şunlardır:
- Balonla kapak genişletme
- Balonla damar genişletme
- Transkateter cihaz ile delik kapatma (ASD, VSD, PDA, fistül kapatılması)
- Stent yerleştirme (aort damarı, akciğer damarları ve kalp içine)
Spora başlamadan önce çocukların kalp sağlığı açısından değerlendirilmesi neden hayati önem taşır?
Spor yapmak, çocukların kas, kemik ve ruhsal gelişimi için tartışılmaz derecede önemlidir. Ancak bir çocuğun düzenli, yorucu ve özellikle yarışmalı spor aktivitelerine başlamadan önce mutlaka bir çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir. Spor sırasında harcanan yoğun eforla birlikte kalbin çalışma hızı ve iş yükü muazzam derecede artar. Eğer çocuğun kalbinde o güne kadar hiçbir belirti vermemiş, sessizce beklemiş gizli bir yapısal hastalık veya elektriksel ritim bozukluğu varsa, bu yoğun efor ani kalp durmalarına yol açabilir.
Spor alanlarında yaşanan ani kalp ölümleri genellikle önceden sinyal vermeyen bu genetik veya elektriksel sorunlardan kaynaklanır. Örneğin kalpte elektrik akımının kestirme ve yanlış bir yol izlediği sendromlar, yoğun spor sırasında kalbin saniyeler içinde ölümcül bir hızda çarpmasına neden olabilir. Bazı hastalıklar ise sadece aşırı heyecan veya adrenalin deşarjı ile tetiklenir. Bu yüzden hekimin çocuğun şikayetlerini dikkatle dinlemesi, efor sırasında göğüs ağrısı veya bayılma olup olmadığını sorgulaması çok önemlidir. Şüpheli durumlarda, kalbin içindeki o ekstra elektrik yolları tespit edilip radyofrekans enerjisi ile küçük bir yakma işlemi uygulanarak sorun tamamen ortadan kaldırılabilir ve çocuk güvenle sahalara dönebilir.
Spora başlamadan önce detaylı kalp taraması gerektiren kritik uyarı işaretleri şunlardır:
- Efor sırasında göğüste sıkışma
- Egzersize bağlı bayılma
- Egzersize bağlı baş dönmesi
- Orantısız çabuk yorulma
- Ailede genç yaşta ani ölüm öyküsü
- Ailede ritim bozukluğu öyküsü
Sıkça sorulan sorular

Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, 20 yıla yakın klinik, akademik ve girişimsel deneyime sahip, doğuştan kalp hastalıkları, pediatrik girişimsel kardiyoloji, hibrit işlemler ve radyasyon azaltılmış / floroskopisiz kateterizasyon teknikleri alanlarında uluslararası düzeyde tanınan bir uzmandır.
Bugüne kadar hem ülkemizde hem de yurtdışında toplamda 10.000’in üzerinde pediatrik kardiyak kateterizasyon işlemi gerçekleştirmiş; kompleks yapısal kalp hastalıklarında ileri düzey girişimsel ve hibrit uygulamalara ülkemizde öncülük etmiştir.
Akademik üretkenliği 110 SCI/SCIE yayını, 1.440 atıf, H-indeksi 18 ile bilimsel olarak güçlü bir otoriteyi temsil etmektedir (Google Scholar, 2025).
