Edinsel kalp hastalıkları, doğuştan gelen yapısal anomalilerden farklı olarak yaşamın ilerleyen dönemlerinde enfeksiyonlar, romatizmal süreçler veya bağışıklık sisteminin aşırı tepkileri sonucunda sonradan gelişen kardiyovasküler sistem rahatsızlıklarıdır. Başlangıçta anatomik olarak sağlıklı olan bir kalbin, çevresel veya biyolojik tetikleyicilerle zaman içinde hasar görmesiyle ortaya çıkan bu klinik tablolar, çocukluk çağında dikkatle ele alınması gereken önemli sağlık sorunlarını ifade eder. Doğru tanı yöntemleri ve zamanında başlatılan tedavi protokolleri, kalbin işlevselliğinin korunmasında ve uzun dönemli kardiyak sağlığın idame ettirilmesinde en temel belirleyicidir. Bu durumların ciddiyetini anlamak ve belirtileri fark etmek, gelecekteki komplikasyonları önlemek adına kritik bir ilk adımdır.
Çocuklarda Edinsel Kalp Hastalıkları Nelerdir ve Doğumsal Olanlardan Nasıl Ayrılır?
Çocukluk çağındaki kalp sorunlarını değerlendirirken karşımıza temelde iki büyük grup çıkar. Bunlardan ilki, anne karnında kalbin gelişimi sırasında odacıklarda delikler veya damarlarda ters bağlanmalar gibi anatomik bozukluklarla seyreden doğumsal hastalıklardır. Diğer grup ise başlangıçta hiçbir sorun yokken, sonradan gelişen iltihabi süreçler, romatizmal durumlar veya enfeksiyonlarla ortaya çıkan hastalıklardır. Çocukların gelişmekte olan bedenleri ve fizyolojik tepkileri yetişkinlerin küçültülmüş bir kopyası olmadığı için, bu tür sonradan gelişen rahatsızlıklara yaklaşım çok daha hassas dengeler gerektirir. Büyüme çağındaki bir kalbin enfeksiyonlara veya iltihaba vereceği tepki oldukça farklılık gösterir.
Bu sorunların saptanması sürecinde sadece şikayetleri dinlemek yeterli olmaz, kalbin yapısını ve işleyişini detaylıca görmek gerekir. Hastalığın teşhisi ve kalbin durumunun değerlendirilmesi amacıyla sıklıkla kullanılan yöntemler şunlardır:
- Fizik muayene
- Elektrokardiyografi (EKG)
- Ekokardiyografi (Eko)
- Fetal ekokardiyografi
- Kalp kateterizasyonu (Anjiyografi)
Bu yöntemler yardımıyla elde edilen veriler ışığında, ilaç tedavilerinden anjiyografi gibi kapalı girişimsel işlemlere veya daha ileri vakalarda destek sistemlerine kadar geniş bir yelpazede tedavi planlamaları yapılır.
Akut Romatizmal Ateş Edinsel Kalp Hastalıkları İçinde Nasıl Bir Yer Tutar?
Gündelik hayatta çocukların sıklıkla geçirdiği bademcik ve boğaz enfeksiyonları, bazen beklenenden çok daha derin etkiler bırakabilir. Halk arasında çoğunlukla kalp romatizması olarak bilinen akut romatizmal ateş, A grubu beta-hemolitik streptokok adı verilen bakterilerin neden olduğu boğaz enfeksiyonlarının ardından gelişebilen ve vücuttaki birçok sistemi etkileyen bir durumdur. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, genç yaşta karşılaşılan kalp sorunlarının temel nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkar. Ancak burada kalbe zarar veren şey mikrobun kendisinin kalbe yerleşmesi değildir.
Süreç daha çok bağışıklık sisteminin bir tür kafa karışıklığı yaşamasıyla başlar. Bakterinin yapısında bulunan bazı proteinler, insan kalbindeki kapakçıkların ve bağ dokusunun yapısına oldukça benzerdir. Çocuğun bağışıklık sistemi boğazdaki mikrobu yok etmek için güçlü antikorlar üretirken, bu benzerlik yüzünden hedefi şaşırarak kendi kalp kapakçıklarına saldırmaya başlayabilir. Bu istenmeyen saldırı kalpte şiddetli bir iltihaplanmaya yol açar. İltihabın zamanla dokularda sertleşmeye ve yara izlerine dönüşmesi, kapakçıkların tam kapanamamasına veya daralmasına zemin hazırlar.
Romatizmal Edinsel Kalp Hastalıkları Belirtileri Nelerdir?
Boğaz enfeksiyonu geçirildikten hemen sonra kalp romatizması belirtileri ortaya çıkmaz. Genellikle 1-5 hafta arasında değişen sessiz bir bekleme süresi vardır. Bu sessiz dönemin ardından bağışıklık sisteminin verdiği tepkiler gün yüzüne çıkmaya başlar. Hastalığın vücuttaki etkileri çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir. Bazen belirtiler çok silik kalırken, bazen oldukça gürültülü bir tablo ortaya çıkabilir. Ailelerin gözlemleyebileceği veya klinik değerlendirmelerde ortaya çıkan bulgular çeşitlilik gösterir.
Hastalık sürecinde en sık karşılaşılan temel belirtiler şunlardır:
- Kalp iltihabı
- Gezici eklem ağrıları
- İstemsiz kas hareketleri
- Halka şeklinde döküntüler
- Deri altı şişlikler
Özellikle eklem ağrıları genellikle büyük eklemleri tutar ve bir eklem iyileşirken diğeri şişmeye başlar. İstemsiz kas hareketleri ise genellikle kız çocuklarında duygusal stres altındayken artan, uykuda kaybolan sinirsel bir bulgudur.
Romatizmal Edinsel Kalp Hastalıkları Tanısı ve Tedavisi Nasıl Yapılır?
Hastalığın teşhis edilmesi için dünya genelinde kabul gören belirli tanı kriterleri kullanılır. Yakın zamanda güncellenen bu kriterlerin en büyük katkısı, dışarıdan belirti vermeyen ancak ultrasonla saptanabilen sessiz kalp kapakçığı sızıntılarının da ana tanı kriteri olarak kabul edilmesidir. Çocuğun muayenesinde kalpte bir üfürüm duyulmasa bile, yapılan ekokardiyografide kapakçıklarda patolojik bir kaçak görülürse bu durum hastalığın güçlü bir işareti sayılır. Tanıyı doğrulamak için öncelikle çocuğun yakın zamanda bir beta mikrobu ile karşılaştığının laboratuvar testleriyle kanıtlanması gerekir.
Tedavi aşamasına geçildiğinde ana hedef, vücuttaki iltihabi reaksiyonu hızlıca baskılamak ve kalbi koruma altına almaktır. Sadece eklem tutulumu olan veya kalbi çok hafif etkilenen çocuklarda genellikle mide koruyucular eşliğinde uygun dozlarda salisilat türevi ilaçlar tercih edilir. Bu ilaçların kullanımı sırasında karaciğer enzimleri düzenli olarak izlenir, çünkü bazı durumlarda karaciğer yorulabilir. Eğer karaciğer enzimleri belli bir seviyenin üzerine çıkarsa, iltihap giderici farklı alternatiflere geçiş yapılır. Kalbin daha ciddi şekilde etkilendiği durumlarda ise kortizon içerikli ilaçlarla daha güçlü bir baskılama tedavisi uygulamak gerekebilir.
Romatizmal Edinsel Kalp Hastalıkları Ataklarını Önlemek İçin Neler Yapılır?
Bu hastalıkta en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri, atakların tekrarlamasını engellemektir. Çünkü geçirilen her yeni atak, kalp kapakçıklarında oluşan hasarın biraz daha büyümesi ve kalıcı hale gelmesi riskini barındırır. Bu risk özellikle ilk ataktan sonraki ilk birkaç yıl içinde çok daha belirgindir. Bu sebeple koruyucu yaklaşımlar tedavinin en az kendisi kadar değerlidir. Çocuğun boğazında beta mikrobu saptandığı an, hastalığın kalbe inmesini beklemeden ilk on gün içinde başlanan antibiyotik tedavisi en güçlü ilk savunma hattıdır.
Hastalığı bir kez atlatmış olan çocuklarda ise mikrobun vücuda tekrar girmesini önlemek amacıyla uzun süreli koruma programlarına başlanır. Çoğunlukla üç veya dört haftada bir uygulanan düzenli koruyucu iğneler, mikrobun kalbe yeniden saldırmasına engel olmaya çalışır. Kalbinde belirgin bir hasar kalan hastalarda bu koruyucu iğnelerin süresi uzun yıllar devam edebilir. Sürekli koruyucu tedavi alan çocukların ağız içi florasındaki bazı bakteriler zamanla direnç kazanabileceği için, diş çekimi veya dolgu gibi kanamalı diş işlemlerinden önce farklı gruptan antibiyotiklerle kalbi ekstra korumaya almak büyük önem taşır.
Kawasaki Hastalığı Edinsel Kalp Hastalıkları Arasında Nasıl Bir Etkiye Sahiptir?
Çocukluk çağında sıkça karşılaştığımız bir diğer önemli tablo ise Kawasaki hastalığıdır. Bu durum özellikle orta çaplı damarları ve kalbi besleyen koroner arterleri ve aorta dallarını etkileyen, yaygın bir damar iltihabı şeklinde karşımıza çıkar. Genellikle beş yaşın altındaki çocuklarda görülür ve kalpte sonradan ortaya çıkan hasarların önde gelen sebeplerinden biri olarak değerlendirilir. Hastalığın seyri çoğunlukla üç belirgin dönem halinde ilerler. İlk haftalar hastalığın en yoğun yaşandığı akut evredir. İlerleyen haftalarda ateşin düşmeye başlamasıyla birlikte soyulmaların ve pıhtılaşma hücrelerinde artışın görüldüğü subakut evre başlar. Son olarak iyileşme evresiyle bulgular geriler.
Akut evrede gözlemlenen başlıca bulgular aşağıdaki gibidir:
- Dirençli yüksek ateş
- Gözlerde kızarıklık
- Dudaklarda kanama
- Çilek görünümlü dil
- Ciltte döküntü
- Boyun lenf bezi büyümesi
- El ve ayak ödemi, kızarıklığı
Küçük bebeklerde hastalık her zaman bu klasik belirtilerin tümünü göstermeyebilir. Sadece açıklanamayan ve günlerce süren bir ateş tablosuyla da seyredebilir. Bu nedenle sebebi bulunamayan uzun süreli ateşlerde mutlaka damarların ve kalbin incelenmesi gerekir.
Kawasaki Kaynaklı Edinsel Kalp Hastalıkları Tedavisinde Hangi Adımlar İzlenir?
Kawasaki hastalığında asıl çekinilen durum iltihabın kalbi besleyen koroner damarların duvarlarını zayıflatarak o bölgelerde balonlaşmalara yol açmasıdır. Bu riski önceden tahmin edebilmek için çeşitli kan tahlillerini ve klinik bulguları içeren özel puanlama sistemlerinden yararlanılır. Yüksek riskli olduğu düşünülen çocuklarda standart tedavilere ek olarak daha güçlü anti-inflamatuar ilaçlar planlanabilir. Damarların durumunu değerlendirmek için sadece milimetrik ölçümler kullanılmaz; çocuğun vücut yüzey alanına göre hesaplanan özel oranlarla damar çapları sınıflandırılır. Bu sayede çocuğun büyüme sürecine uygun, doğru bir damar değerlendirmesi yapmak mümkün olur.
Hastalığın ilk aşamasındaki temel tedavi, damar içi yolla verilen yüksek doz koruyucu antikorlar ve damarlardaki pıhtılaşmayı önleyici ilaçların bir arada kullanılmasıdır. Çoğu zaman bu yaklaşımla ateşte ve iltihapta hızlı bir gerileme elde edilmesi hedeflenir. Bazı durumlarda vücut bu tedaviye direnç gösterebilir. Böyle anlarda ikinci bir antikor dozu veya kortizonlu tedaviler gibi alternatif planlar devreye alınır. Akut durum atlatıldıktan sonra bile kalbi korumak adına kanı sulandıran tedavilere belirli bir süre daha devam edilir ve damarlar düzenli olarak ultrason eşliğinde izlenir.
Kalp Kası İltihabı (Miyokardit) Edinsel Kalp Hastalıkları Kapsamında Nasıl Gelişir?
Kalp kasının iltihaplanması olarak adlandırılan miyokardit, genellikle sıradan görünen bir viral enfeksiyonun ardından ortaya çıkabilen sinsi bir süreçtir. Hastalık temel olarak üç farklı aşama üzerinden ilerleme eğilimi gösterir. İlk günlerde virüs doğrudan kalp kası hücrelerine ulaşarak orada bir harabiyet yaratmaya çalışır. Bu dönemin hemen ardından bağışıklık sisteminin virüsle savaşmak için devreye girdiği dönem başlar.
Ancak bağışıklık sistemi aktive olduğunda, virüsün yapısındaki bazı maddeler ile kalp kası dokusu arasındaki benzerlikler nedeniyle savunma hücreleri yanlışlıkla kalbe de zarar vermeye başlayabilir. Bu çapraz reaksiyon iltihabı daha da derinleştirir. Eğer bu aşamada vücut iltihabı sınırlandıramazsa, kalbin kasılma gücünü sağlayan dokular zayıflar. Zamanla kalp odacıkları genişlemeye, balonlaşmaya başlar ve kanı etkili bir şekilde pompalayamaz hale gelir. Bu durum ilerlerse kronik bir kalp kası zayıflığı tablosu ortaya çıkabilir.
Miyokardit Tipi Edinsel Kalp Hastalıkları Hangi Şikayetlere Yol Açar?
Miyokarditin kendini gösterme şekli hastanın yaşına göre büyük farklılıklar içerir. Bebeklerin kendilerini ifade etme şansı olmadığı için belirtiler genellikle daha genel ve gözleme dayalıdır. Daha büyük yaş gruplarında ise çocuklar ne hissettiklerini anlatabildikleri için kalbe dair doğrudan şikayetler daha belirgindir. Her iki yaş grubunda da ailelerin dikkatini çekebilecek farklı sinyaller bulunur.
Bebeklik döneminde daha çok şu belirtiler görülür:
- Soluk cilt
- Beslenme güçlüğü
- Aşırı huzursuzluk
- Hızlı solunum
Daha büyük çocuklarda ise şu şikâyetler ön plandadır:
- Göğüs ağrısı
- Çarpıntı hissi
- Çabuk yorulma
- Bayılma
Büyük çocuklardaki çarpıntı hissi, zayıflamış olan kalp kasının vücudun ihtiyaç duyduğu kanı pompalamak için kendini daha hızlı atmaya zorlamasından kaynaklanır.
Miyokardit Nedeniyle Gelişen Edinsel Kalp Hastalıkları Nasıl Tedavi Edilir?
Kalp kası iltihabından şüphelenildiğinde ilk olarak kanda kalp hücrelerinin hasar görüp görmediğini gösteren özel belirteçlere bakılır. Ayrıca kalbin bir zorlanma içinde olup olmadığını anlamak için çeşitli kan testleri uygulanır. Ekokardiyografi ile kalbin kasılma gücü ve genişlemesi değerlendirilir. Tanıyı güçlendirmek için günümüzde sıklıkla kalp MR’ından (kardiyak MR) yararlanılır; çünkü bu yöntem kalp kasındaki ödemi ve hasarı detaylı bir şekilde görünür hale getirir.
Tedavi planlamasında temel prensip, kalbin üzerindeki yükü azaltmak ve dinlenmesine olanak tanımaktır. Vücuttaki fazla sıvıyı atmaya yardımcı olan damarları genişleterek kalbin kan pompalamasını kolaylaştıran ilaçlar kullanılır. Eğer kalp kasılma gücünü kaybetmişse, iltihabı baskılamak için yaygın olarak kullanılan klasik ağrı kesici ve ateş düşürücülerin bazıları kalbi daha da yorabileceği için tedaviden çıkarılır. Durumun ciddiyetine göre damardan bağışıklık düzenleyici tedaviler uygulanabilir. En önemli kural ise iyileşme sürecinde kalbi zorlamamaktır. Bu nedenle hastaların iyileştikten sonra bile belirli bir süre boyunca ağır efor gerektiren sporlardan uzak kalmaları önemle tavsiye edilir.
İnfektif Endokardit Edinsel Kalp Hastalıkları Riskini Kimlerde Artırır?
Kalbin iç yüzeyini döşeyen zarın ve kapakçıkların bakteriler tarafından enfekte olması infektif endokardit olarak adlandırılır. Sağlam bir kalpte bu durumun gelişmesi oldukça güçtür. Ancak kalbin yapısında doğuştan gelen veya sonradan oluşan bir farklılık varsa, kan akışı kalbin içinde dümdüz ilerlemek yerine girdaplar ve çalkantılar oluşturarak akar. Bu çalkantılı akım, zamanla kalp kapakçıklarının üzerindeki pürüzsüz dokuyu zedeleyebilir. Vücudun farklı bir yerinden, örneğin diş eti kanamasından kana karışan mikroplar kalbe ulaştığında, bu zedelenmiş yüzeylere kolayca tutunur ve orada kan hücreleriyle birleşerek mikrop yumakları oluştururlar.
Endokardit açısından yüksek risk taşıyan kişiler şunlardır:
- Doğumsal kalp hastaları
- Kalp ameliyatı geçirenler
- Suni kalp kapağı taşıyanlar
- Yapay damar yerleştirilmesi yapılmış olanlar
- Kalp nakli hastaları
Bu riskli gruplarda hastalığın gelişmesi durumunda dirençli ateş, dalak büyümesi ve ciltte kanamalı küçük döküntüler gibi bulgular ortaya çıkabilir.
İnfektif Endokardit Şeklindeki Edinsel Kalp Hastalıkları Tanısı Nasıl Konur?
Bu hastalığın teşhisinde en kritik adım doğru mikrobun saptanmasıdır. Bunun için hastanın ateşi yükselmeden belirli aralıklarla ve farklı damarlardan alınan kan kültürleri büyük bir dikkatle incelenir. Kan dolaşımındaki mikrobu yakalamak her zaman kolay olmadığı için çoklu örneklemeler yapılır. Kalbin içinde oluşan mikrop yumaklarını görebilmek amacıyla göğüs üzerinden yapılan ekokardiyografinin yanı sıra bazen çok daha net görüntüler elde etmek için yemek borusu yoluyla yapılan ekokardiyografi yöntemlerine başvurulur. Tedavi genellikle haftalarca süren damar içi antibiyotik uygulamalarını gerektirir.
Böylesi zorlu bir hastalıkla mücadele etmek yerine onu ortaya çıkmadan önlemek çok daha akılcıdır. Risk grubundaki çocukların kanamalı bir diş tedavisi veya solunum yolu işlemi geçirmesi gerektiğinde, işlemden kısa bir süre önce ağız yoluyla alınan tek doz koruyucu antibiyotik büyük ölçüde güvenlik sağlar. Bu sayede kana karışabilecek mikroplar kalbe ulaşmadan veya kapağa tutunamadan etkisiz hale getirilmeye çalışılır. Kalp nakli olmuş ve bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanan hastalar da bu koruyucu protokole mutlaka dahil edilir.
COVID-19 ve MIS-C Edinsel Kalp Hastalıkları Kapsamında Nasıl Değerlendirilir?
Yakın geçmişte hayatımıza giren COVID-19 pandemisi, çocuklarda virüsün enfeksiyon döneminden çok haftalar sonra ortaya çıkan farklı bir sendromla yüzleşmemize neden oldu. MIS-C olarak bilinen bu durum virüs atlatıldıktan sonra bağışıklık sisteminin aşırı ve kontrolsüz bir iltihap yanıtı oluşturmasıyla karakterizedir. Kalp kasının doğrudan hasar görmesi, kalbi besleyen koroner damarlarda genişlemeler ve hastanın tansiyonunu tehlikeli boyutlarda düşüren şok tabloları bu sürecin kalbe yansıyan yüzüdür.
Bu devasa iltihap fırtınası sadece kalbin kasılma gücünü zayıflatmakla kalmaz, aynı zamanda kalbin düzenli atmasını sağlayan hassas elektriksel iletim sistemini de olumsuz etkiler. Kalbin elektriksel dengesinin bozulması, zaman zaman hayatı tehdit edebilecek ritim bozukluklarının tetikleyicisi olabilir.
Bu dönemde gelişebilecek ritim sorunları şunlardır:
- Hızlı kalp atımı (taşikardi)
- Erken atımlar (ekstrasistoller)
- İletim yavaşlaması (bradikardi)
- Kalp blokları
Bu tür elektriksel düzensizlik riski taşıyan çocukların, hastanede kaldıkları süre boyunca monitörlere bağlanarak her bir kalp atışının yakından takip edilmesi son derece kritiktir.
MIS-C Kaynaklı Edinsel Kalp Hastalıkları Tedavisi Nasıl Yürütülür?
MIS-C tablosunun yönetimi, birçok farklı uzmanlık alanının bir araya gelerek ortak akılla hareket etmesini gerektiren çok disiplinli bir süreçtir. Hastalığın temelinde yatan o yoğun iltihabı baskılamak için damar yoluyla verilen yüksek doz antikor tedavileri ve kortizon ilaçları eş zamanlı olarak kullanılarak vücudun sakinleşmesi hedeflenir. İltihabın bu klasik ilaçlara yanıt vermediği dirençli durumlarda, doğrudan iltihap yapan molekülleri hedef alan ileri teknoloji biyolojik ilaçlar veya hastanın kanının temizlendiği yöntemler seçenekler arasına girebilir. Koroner damarlardaki pıhtılaşma riskini azaltmak için hastalara kan sulandırıcı tedaviler de başlanır.
Kritik çocuk hastaların yoğun bakım süreçleri yürütülürken, organların durumunu ve hayati riskleri sayısal verilere döken, süreci daha net analiz etmeye yarayan birtakım uluslararası klinik skorlama sistemlerinden yararlanılır. Bu puanlama sistemleri hastanın tansiyonu, laboratuvar değerleri, ameliyatın zorluk derecesi gibi faktörleri bir araya getirerek mevcut durumun bir haritasını çıkarır. Kullanılan bu gelişmiş sistemler sayesinde hem olası riskler önceden fark edilmeye çalışılır hem de her bir çocuk için en doğru, güvenli ve kişiselleştirilmiş izlem stratejileri oluşturulması desteklenir. Böylece bu zorlu süreçlerin en az hasarla atlatılması için tüm imkanlar seferber edilmiş olur.

Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, 20 yıla yakın klinik, akademik ve girişimsel deneyime sahip, doğuştan kalp hastalıkları, pediatrik girişimsel kardiyoloji, hibrit işlemler ve radyasyon azaltılmış / floroskopisiz kateterizasyon teknikleri alanlarında uluslararası düzeyde tanınan bir uzmandır.
Bugüne kadar hem ülkemizde hem de yurtdışında toplamda 10.000’in üzerinde pediatrik kardiyak kateterizasyon işlemi gerçekleştirmiş; kompleks yapısal kalp hastalıklarında ileri düzey girişimsel ve hibrit uygulamalara ülkemizde öncülük etmiştir.
Akademik üretkenliği 110 SCI/SCIE yayını, 1.440 atıf, H-indeksi 18 ile bilimsel olarak güçlü bir otoriteyi temsil etmektedir (Google Scholar, 2025).
