Pulmoner balon tedavisi, kalbin sağ karıncığından akciğerlere kan taşıyan damarın girişindeki daralmış kapağın (pulmoner kapak), kasıktan ilerletilen ince bir kateterin ucundaki özel balonun şişirilmesiyle ameliyatsız şekilde genişletilmesi işlemidir. Açık kalp cerrahisine gerek kalmadan, göğüs kafesinde hiçbir kesi oluşturulmadan uygulanan bu kapalı müdahale, doğuştan gelen pulmoner kapak darlığı (pulmoner valvüler stenoz) problemini kalıcı olarak çözer. Daralan kapağın mekanik olarak açılmasını sağlayan girişimsel yöntem kan akışını anında normale döndürüp kalbin yorulmasını engeller. Düşük risk oranı ve hızlı iyileşme avantajı sunan teknik, günümüzde kalp sağlığını güvenle koruyan en modern standart tedavidir.
Pulmoner Balon Tedavisi öncesinde kalpteki o daralma (pulmoner stenoz) nasıl bir sorundur?
Kalbin işleyişi, tıpkı mükemmel tasarlanmış bir tesisat ve pompa sistemine benzer. Vücutta kirlenen ve oksijeni azalan kan, kalbin sağ tarafında, daha doğrusu sağ karıncık adı verilen odacıkta toplanır. Sağ karıncığın yegane görevi, bu kirli kanı temizlenmesi için akciğerlere doğru güçlü bir şekilde pompalamaktır. Bu pompalama işlemi sırasında kanın geçtiği ana kapı, akciğer atardamarının hemen girişinde bulunan pulmoner kapaktır. Sağlıklı bir kalpte bu kapak, kan ileri doğru atılırken ardına kadar açılır ve ardından kanın geriye kaçmasını engellemek için sıkıca kapanır. Ancak pulmoner stenoz adı verilen durumda doğuştan gelen yapısal bir sorun nedeniyle bu kapakçıklar birbirine yapışık, normalden daha kalın veya tam gelişmemiş durumdadır.
Bu yapısal kusur, kapının açılmasını engeller ve kanın akciğerlere geçişi sırasında ciddi bir tıkanıklık yaratır. Kalbin sağ karıncığı, daracık bir delikten aynı miktarda kanı geçirebilmek için normalden çok daha fazla güç harcamak, çok daha yüksek bir basınç üretmek zorunda kalır. İnsan vücudundaki herhangi bir kas gibi, kalp kası da sürekli aşırı yüke maruz kaldığında şekilsel değişikliklere uğramaya başlar. Bu durum eğer zamanında tespit edilip müdahale edilmezse kalbin sağ tarafının işleyişini tamamen bozacak bir sürecin ilk adımıdır.
Kalpteki bu tıkanıklık tedavi edilmezse ve Pulmoner Balon Tedavisi uygulanmazsa ne gibi riskler ortaya çıkar?
Kalp kası, daralmış bir kapaktan kanı zorla geçirmeye çalışırken başlangıçta bir savunma mekanizması olarak kalınlaşmaya başlar. Kasın giderek kalınlaşması, odacığın iç hacminin daralmasına ve esnekliğinin kaybolmasına neden olur. Yıllar süren bu aşırı yorgunluk, bir süre sonra kalbin sağ karıncığının pes etmesine ve genişleyerek balonlaşmasına yol açar. Genişleyen bu odacık, kalpteki diğer kapakların da yapısını bozarak kanın geriye doğru, sağ kulakçığa kaçmasına zemin hazırlar.
Eğer bu duruma zamanında müdahale edilmezse kalbin elektriksel sistemi de bu genişlemeden nasibini alır ve tehlikeli ritim bozuklukları ortaya çıkmaya başlar. Kanın dar bir alandan yüksek hızla ve türbülansla geçmesi, kapak yüzeyinde zedelenmelere neden olarak kalp zarı enfeksiyonlarına davetiye çıkarır. Nihai aşamada ise, çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreçte kalp yetersizliği tablosu kaçınılmaz hale gelir.
Sık görülen klinik belirtiler şunlardır:
- Morarma
- Çabuk yorulma
- Nefes darlığı
- Göğüs ağrısı
- Çarpıntı
- Bayılma hissi
- Gelişim geriliği
- İştahsızlık
- Aşırı terleme
Pulmoner Balon Tedavisi kararı alınırken hastalığın şiddeti nasıl sınıflandırılır?
Bir çocuğun kalbindeki darlığın ne kadar ciddi olduğunu belirlemek için ekokardiyografi adı verilen, ses dalgalarıyla çalışan ve tamamen ağrısız olan bir ultrason cihazı kullanılır. Bu cihaz sayesinde, kanın daralan kapaktan geçerken oluşturduğu hız ve bu hızın yarattığı basınç farkı milimetrik olarak ölçülür. Tıp dilinde “gradiyent” adı verilen bu basınç farkı, hastalığın şiddetini belirleyen en temel ölçüttür. Basınç farkı ne kadar yüksekse, sağ karıncığın önündeki engel o kadar büyük demektir.
Bu basınç değerlerine göre çocukların durumu sınıflandırılır ve tedavi haritası çizilir. Hafif darlıklarda basınç farkı 40 mmHg’nin altındadır ve bu çocuklar hayatlarına tamamen normal devam edebilirler, hiçbir müdahaleye gerek duyulmaz. Orta dereceli darlıklarda basınç 40 ile 65 mmHg arasındadır; eğer çocukta şikâyetler başlamışsa veya basınç 50 mmHg sınırını aşmışsa işlem planlanır. Ağır darlıklarda ise basınç 65 mmHg’nin üzerindedir ve çocuğun şikâyeti olmasa dahi kalbin kalıcı hasar görmemesi için en kısa sürede müdahale edilmesi hayati önem taşır.
Çocuk kardiyolojisinde sıkça duyduğumuz Pulmoner Balon Tedavisi nedir?
Geçmiş yıllarda kalpteki herhangi bir sorunu çözmek için göğüs kafesinin açılması, kalbin durdurulması ve çocuğun günlerce yoğun bakımda kalması gerekirdi. Ancak modern tıbbın sunduğu en büyük devrimlerden biri olan kapalı yöntemler sayesinde işler tamamen değişmiştir. Bu tedavi, anjiyografi laboratuvarı adı verilen özel teknolojik odalarda, kasık bölgesindeki bir toplardamardan çok ince ve esnek bir borucukla (kateter) girilerek kalbe ulaşılması esasına dayanır.
Bu incecik borunun ucunda, işlem anına kadar tamamen sönük halde duran özel bir balon bulunur. Boru, kalbin sağ tarafına ulaştırılıp daralan kapağın tam ortasından geçirilir. Hedeflenen noktaya gelindiğinde, balon dışarıdan verilen özel bir sıvı yardımıyla yüksek basınçla şişirilir. Şişen balon, doğuştan birbirine yapışık olan kapakçıkları nazikçe ama kararlı bir şekilde birbirinden ayırır. Kapağın açıklığı saniyeler içinde genişletilir ve sağ karıncığın üzerindeki o korkunç yük anında ortadan kaldırılır. Göğüste hiçbir kesi izi bırakmayan bu yöntem darlığın giderilmesinde dünyaca kabul görmüş tartışmasız ilk seçenektir.
Yenidoğan bebeklerde Pulmoner Balon Tedavisi neden çok daha acil ve hayatidir?
Anne karnındaki bir bebeğin akciğerleri henüz havayla dolmamıştır ve oksijeni annesinin kordonundan alır. Bu nedenle bebeğin kalbindeki pulmoner kapak tamamen tıkalı olsa bile, anne karnındayken bu durum bebeğin gelişimini etkilemez. Ancak doğum gerçekleşip bebek ilk çığlığını attığı anda tüm dolaşım sistemi bir saniye içinde şekil değiştirir. Akciğerlere kan gitmesi zorunlu hale gelir. Eğer yenidoğan bir bebeğin pulmoner kapağı çok ciddi şekilde darsa, akciğerlere kan geçemez ve bebek anında morarmaya başlar.
Bu durumdaki yenidoğanlarda hayatta kalmayı sağlayan tek bir ince damar kalıntısı vardır. Bebek doğar doğmaz acilen özel bir ilaç başlanarak, normalde kapanması gereken bu yedek damarın açık kalması sağlanır. Bu ilaç sayesinde bebeğin durumu birkaç saatliğine stabilize edilir edilmez, zamanla yarış başlar. Bebeğin küçücük kalbine uygun milimetrik aletlerle acilen laboratuvara alınması ve o kapağın mutlaka açılması gerekir.
Yenidoğanlarda acil müdahale gerektiren durumlar şunlardır:
- İleri derecede morarma
- Dolaşım çökmesi/Şok durumu
- Solunum sıkıntısı
- Hızlı nefes alıp verme
- Kan oksijen düzeyi düşüklüğü
- Beslenememe
- Sürekli uyku hali
Kapak yapısının anormal (displastik) olduğu durumlarda Pulmoner Balon Tedavisi süreci nasıl etkilenir?
Her pulmoner darlık vakası birbirinin aynısı değildir. Çocukların yaklaşık yüzde onluk bir kısmında, kapak sadece birbirine yapışık olmakla kalmaz; aynı zamanda doğuştan gelen yapısal bir bozukluk nedeniyle kaskatı, aşırı kalın ve şekilsiz bir et parçasına dönüşmüştür. Genellikle belirli genetik sendromlarla birlikte görülen bu duruma displastik kapak adı verilir. Kapağın oturduğu yüzük kısmı da normalden çok daha dar gelişmiştir.
Böyle bir anatomiyle karşılaşıldığında, balonun işi standart vakalara göre çok daha zordur. Şişirilen balon, kalınlaşmış ve esnekliğini tamamen yitirmiş bu sert dokuyu esnetip açmakta yetersiz kalabilir. Balonla darlık bir miktar genişletilse bile, aylar veya birkaç yıl içinde bu kaskatı kapağın tekrar daralma ihtimali oldukça yüksektir. Bu tür çok özel ve dirençli durumlarda, çocuğun durumu yakından izlenerek, gerektiğinde cerrahi ekiplerin devreye girmesi ve o kalın dokunun ameliyatla temizlenmesi daha kalıcı bir çözüm sunabilir.
Pulmoner Balon Tedavisi öncesinde hastanede hangi hazırlıklar yapılır?
Bir çocuğun kalbine müdahale edilecek olması elbette aileler için endişe verici bir durumdur. Ancak bu süreç son derece planlı, adım adım ve büyük bir güvenlik çemberi içinde yürütülür. İşlem genellikle günübirlik yatış veya sadece bir gece hastanede kalma şeklinde planlanır. Çocuğun işlem sırasında hiçbir ağrı, sızı veya korku hissetmemesi için uzman anestezi ekipleri tarafından değerlendirilmesi yapılır. İşlem tam teşekküllü bir genel anestezi altında, çocuğun derin bir uykuda olduğu sırada gerçekleştirilir.
İşlem sabahı çocuğun belirli bir süre aç ve susuz kalması istenir. Vücuttaki değerlerin müdahaleye tamamen uygun olduğundan emin olmak için çok detaylı tetkikler yapılır. Çocuğun kalbinin güncel durumu kapağın tam yapısı ve sağ karıncığın büyüklüğü son bir kez daha dikkatlice ölçülerek işlem stratejisi kesinleştirilir.
İşlem öncesi istenen rutin testler şunlardır:
- Tam kan sayımı
- Pıhtılaşma testleri
- Böbrek fonksiyon testleri
- Karaciğer enzimleri
- Elektrokardiyografi
- Ekokardiyografi
- Akciğer grafisi
- Kan grubu tayini
Teknik olarak adım adım Pulmoner Balon Tedavisi nasıl gerçekleştirilir?
Çocuk anjiyografi laboratuvarına alındıktan ve uykuya daldıktan sonra, işlem bölgesi olan kasık, özel solüsyonlarla tamamen steril hale getirilir. Kalbe ulaşmak için kasıktaki atardamar değil daha geniş ve risksiz olan toplardamar kullanılır. Bu damarın içine, tüm kateterlerin rahatça geçebileceği plastik bir kılıf yerleştirilir. Bu sayede damar zedelenmelerinin önüne geçilmiş olur.
Ardından çok ince ve içi boş bir boru, bu toplardamarın içinden kaydırılarak yavaşça yukarı doğru, kalbin sağ kulakçığına ve oradan da sağ karıncığa ulaştırılır. Röntgen ışınlarıyla çalışan gelişmiş cihazlar sayesinde, bu borunun ilerleyişi dev ekranlardan saniye saniye takip edilir. Boru daralan kapağa ulaştığında, özel bir cihazla kalbin içindeki o yüksek basınç ölçülür. Daha sonra damar içinden az miktarda zararsız bir boya maddesi verilerek kapağın hareketli bir filmi çekilir. Bu film, kapağın şeklini ve çapını kusursuz bir şekilde ortaya koyar.
Pulmoner Balon Tedavisi sırasında kullanılan balonun boyutu neden bu kadar önemlidir?
Bu hassas müdahalenin başarısını veya başarısızlığını belirleyen tek bir matematiksel formül vardır: Seçilecek balonun büyüklüğü. Anjiyografi masasında saniyeler içinde karar verilmesi gereken bu adımda, doktorlar kapağın oturduğu yüzüğün çapını milimetrik olarak ölçerler. Kullanılacak balon, kapağın kendi çapından her zaman biraz daha büyük olmak zorundadır. İdeal oran balon çapının kapak çapından yüzde yirmi ila yüzde kırk arasında daha geniş olmasıdır.
Eğer darlığı tamamen açmak korkusuyla gereğinden küçük bir balon seçilirse, kapaktaki yapışıklıklar tam anlamıyla ayrılamaz ve çocuğun kalbindeki darlık devam eder. Ancak daha hızlı sonuç almak hevesiyle gereğinden çok büyük bir balon tercih edilirse, bu sefer kapağın yırtılması, kalbin çıkış yolunun zarar görmesi ve ileride kalbi çok yoracak seviyede büyük bir kan kaçağı oluşması riski ortaya çıkar. Ayrıca balonun uzunluğu da çok dikkatli seçilmelidir; gereğinden uzun bir balon kalbin diğer odacıklarındaki ince yapılara temas edebilir.
Bu nedenle, bazen, doktorunuz iki aşamalı işlem yapmayı tek seferde genişletmeye göre tercih edebilir. Kullanılması gerekenden biraz daha küçük bir balon kullanarak kapaktaki darlığı azaltırken, kapak yetersizliği oluşturmayacak ve ilerleyen dönemde, ikinci bir anjiyografi ile kalan kapak darlığını da ortadan kaldıracak işlem yapılmasını uygun görebilir.
Pulmoner Balon Tedavisi esnasında balon şişirildiğinde kapağa ne olur?
Matematiksel olarak en uygun ölçülerdeki balon belirlendikten sonra, ince bir kılavuz tel üzerinden kaydırılarak tam kapağın ortasına yerleştirilir. Balon hava ile değil özel bir sıvı karışımıyla dışarıdaki bir basınç pompası kullanılarak şişirilir. Ekrandaki görüntü o an son derece nettir: Balon şişmeye başladıkça, daralmış ve kaskatı kesilmiş olan kapak balonu ortasından sıkarak ona bir kum saati görünümü verir.
Basınç saniye saniye artırıldıkça, birbirine yapışık olan kapakçıklar bu dirence daha fazla dayanamaz. Ekranda, o kum saati görünümündeki boğumun aniden patlayarak tamamen düz bir silindir halini aldığı görülür. İşte darlığın ortadan kalktığı, yapışıklıkların ayrıldığı ve kalbin rahat bir nefes aldığı o sihirli an budur. Kan akışını durdurmamak için şişmiş balon saniyeler içinde hızla indirilir ve kapağın tamamen açıldığından emin olmak için işlem gerekirse birkaç kez tekrarlanır.
Başarılı bir Pulmoner Balon Tedavisi sonrasında kalpte gelişebilecek ani tepkiler nelerdir?
Kalbin sağ karıncığı, yıllar boyunca önündeki o dar kapıdan kanı geçirebilmek için devasa bir kas kütlesi inşa etmiştir. Balon işlemiyle o kapı aniden sonuna kadar açıldığında, kalbin o kalınlaşmış kas yapısı bu yeni ve rahat duruma hemen adapte olamayabilir. Kapaktaki engel kalkmış olsa da kapağın hemen altındaki aşırı gelişmiş kas dokusu, kan geçerken reaktif olarak kasılarak kapağın altında geçici ve dinamik bir darlık yaratabilir.
Bu durum son derece normal ve beklenen bir fizyolojik tepkidir. Kalbin içindeki bu aşırı kasılmayı ve stresi hafifletmek, kalınlaşmış kas dokusunun gevşemesini sağlamak amacıyla çocuğa işlemden hemen sonra genellikle ağızdan alınan rahatlatıcı bir ilaç başlanır. Bu ilacın desteğiyle birlikte aylar içerisinde o fazla kas dokusu eriyerek normale döner, geçici kasılmalar ortadan kaybolur ve kalbin içindeki basınç tamamen sağlıklı bir insanın seviyelerine geriler.
Pulmoner Balon Tedavisi yönteminin açık kalp ameliyatlarına göre sunduğu başlıca avantajlar nelerdir?
Tarihsel sürece bakıldığında, balon teknolojileri gelişmeden önce bu çocukların tek seçeneği açık kalp ameliyatıydı. Günümüzde ise bu iki yöntemi kıyaslamak bile neredeyse imkansızdır. Açık ameliyatta göğüs kemiğinin kesilmesi, çocuğun kalp-akciğer makinesine bağlanarak kalbinin tamamen durdurulması ve göğsünde ömür boyu taşıyacağı bir yara izi kalması söz konusudur. Ayrıca ameliyat sonrası yoğun bakımda günlerce süren ağrılı bir iyileşme dönemi vardır.
Balon yönteminde ise bunların hiçbiri yaşanmaz. Göğüs kafesine dokunulmaz, sadece kasıkta bir iğne deliği açılır. Çocuk işlem boyunca sadece derin bir uyku halindedir, kalbi durdurulmaz. Kan nakline ihtiyaç duyulmaz ve enfeksiyon riski neredeyse sıfırdır. En büyük avantajı ise, yıllar sonra kapakta tekrar bir daralma yaşanması ihtimaline karşı, ikinci bir balon işleminin yine aynı kolaylık ve güvenlikle yapılabilmesidir; oysa ikinci kez göğsü açmak her zaman çok daha büyük riskler taşır.
Sağlanan temel avantajlar şunlardır:
- Kesi izi olmaması
- Kısa hastane yatışı
- Hızlı iyileşme süreci
- Düşük enfeksiyon riski
- Kan nakli gerektirmemesi
- Psikolojik travma yaratmaması
- Yoğun bakım gerektirmemesi
- İşlemin kolayca tekrarlanabilmesi
Pulmoner Balon Tedavisi sonrasında hastanede yatış ve normal yaşama dönüş süreci ne kadar sürer?
İşlem tamamlandığında kasıktaki o ince boru çekilir ve o bölgeye kanamanın durması için bir süre hafifçe baskı uygulanır. Çocuk uyanma odasında yavaş yavaş kendine gelirken sadece kasığında çok hafif bir sızı hissedebilir. İşlem günü, genellikle kasığın bükülmemesi için çocuğun birkaç saat yatakta düz bir şekilde yatması istenir. Ancak akşama doğru çocuk rahatlıkla ayağa kalkabilir, yürüyebilir ve yemek yemeye başlayabilir.
Hastanede genellikle sadece bir gece gözlem amacıyla kalınır. Ertesi sabah, taburcu edilmeden önce yapılan son bir kalp ultrasonu ile her şeyin yolunda olduğu teyit edilir ve aile rahat bir nefes alarak evinin yolunu tutar. Kasıktaki o minik giriş noktası birkaç gün içinde tamamen iyileşir. Çocuğun okuluna, oyun oynamaya ve sosyal hayatına kaldığı yerden devam etmesi için genellikle evde geçirilecek birkaç günlük kısa bir istirahat yeterlidir.
Taburculuk sonrası evde dikkat edilecekler şunlardır:
- Bol sıvı tüketimi
- Kasığın kuru tutulması
- Kasığın temiz tutulması
- Ağır egzersizden kısa süre kaçınma
- Reçeteli ilaçların kullanımı
- Ateş takibi
- Beslenmeye özen gösterilmesi
Pulmoner Balon Tedavisi sonrasında uzun dönem takiplerde nelere dikkat edilir?
Kapağın mekanik olarak açılması sorunun büyük bir kısmını çözmüş olsa da yorulan kalp kasının hücresel boyutta tamamen iyileşmesi zaman alır. Bu nedenle çocuklar, belirlenen aralıklarla düzenli kalp kontrollerine çağrılırlar. Bu kontrollerde sadece kapağın durumu değil kalbin sağ karıncığının kasılma ve gevşeme fonksiyonları da detaylı olarak incelenir.
Yıllarca yüksek basınca karşı savaşan sağ karıncığın, rahatladıktan sonraki esneme yeteneğinde çok hafif farklılıklar kalabilir. Ultrason cihazındaki özel ölçümlerle, kalbin kasılma gücünü ve kasılma süresini gösteren değerlere bakılır. Yapılan detaylı ölçümlerde kalbin bazı hareketlerinde sağlıklı çocuklara göre milimetrik sapmalar saptanabilir. Ancak bilinmesi gereken en önemli nokta, cihazla tespit edilen bu ince farklılıkların çocuğun günlük hayattaki enerjisini, koşmasını veya büyümesini kesinlikle olumsuz etkilemediğidir.
Pulmoner Balon Tedavisi sonrasında kapakta kaçak (yetmezlik) gelişmesi tehlikeli midir?
Balon şişirilip kapak genişletilirken, yapışık olan kapakçıklar zorunlu olarak küçük yırtılmalar yaşayarak birbirinden ayrılır. Bu durumun en doğal ve kaçınılmaz sonucu, kapağın kapanamaması ve kanın bir miktar geriye, sağ karıncığa kaçmasıdır. İşlem sonrasında ailelerin aklını en çok kurcalayan konulardan biri olan bu geriye kaçış (pulmoner yetmezlik), aslında beklenen bir sonuçtur.
Ancak insan kalbi, özellikle de kalbin sağ tarafı, bu tür geriye kaçışlara karşı mükemmel bir tolerans sistemine sahiptir. Uzun yıllar süren bilimsel takipler açıkça göstermiştir ki oluşan bu sızıntıların ezici bir çoğunluğu çok hafif derecelidir. Kalbi yormaz, hastanın efor kapasitesini düşürmez ve yıllar içinde kötüye gitmez. Doktorlar takiplerinde bu kaçağın seviyesini dikkatle izlerler; ancak çoğu zaman bu durum çocuğun tamamen normal bir hayat sürmesine hiçbir engel teşkil etmez.
Pulmoner Balon Tedavisi yerine doğrudan açık kalp ameliyatı tercih edilen durumlar nelerdir?
Mucizevi sonuçlarına rağmen, kapalı yöntemlerin yetersiz kaldığı ve cerrahi ekiplerin neşterine ihtiyaç duyulan nadir durumlar da vardır. Özellikle daha önce bahsedilen, kapak yapısının anormal derecede kalın ve etli (displastik) olduğu çocuklarda, uygulanan balon tedavisi istenilen açıklığı sağlayamayabilir. Balonun defalarca şişirilmesine rağmen basınç farkı düşmüyorsa, zorlamaktan vazgeçilir ve hastaya cerrahi operasyon planlanır.
Ayrıca kalbin sadece kapağında değil kapağın hemen altındaki kas yolunda çok ciddi ve doğuştan gelen kalın bir kas demeti tıkanıklığı varsa veya kapağın üst tarafında akciğer damarının kendisi dar ise balon bu kas dokusunu yok edemeyeceği için ameliyat zorunludur. Cerrahlar bu operasyonda kalbi durdurarak darlık yapan yeri çıkartır ve kapağın olduğu bölgeyi gerekirse özel sentetik yamalarla yeniden inşa ederler. Bu çok özel anatomiler dışında, ilk tercih her zaman kapalı yöntemlerdir.
Sıkça sorulan sorular

Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, 20 yıla yakın klinik, akademik ve girişimsel deneyime sahip, doğuştan kalp hastalıkları, pediatrik girişimsel kardiyoloji, hibrit işlemler ve radyasyon azaltılmış / floroskopisiz kateterizasyon teknikleri alanlarında uluslararası düzeyde tanınan bir uzmandır.
Bugüne kadar hem ülkemizde hem de yurtdışında toplamda 10.000’in üzerinde pediatrik kardiyak kateterizasyon işlemi gerçekleştirmiş; kompleks yapısal kalp hastalıklarında ileri düzey girişimsel ve hibrit uygulamalara ülkemizde öncülük etmiştir.
Akademik üretkenliği 110 SCI/SCIE yayını, 1.440 atıf, H-indeksi 18 ile bilimsel olarak güçlü bir otoriteyi temsil etmektedir (Google Scholar, 2025).
