Atriyoventriküler tam kalp bloğu veya diğer adıyla üçüncü derece AV blok, kalbin üst odacıkları (atriyumlar) ile kanı vücuda pompalayan alt odacıkları (ventriküller) arasındaki hayati elektriksel iletişimin tamamen kesildiği ciddi bir ritim bozukluğudur. Bu tabloda, kalbin doğal ritmini belirleyen üst merkezlerden gelen elektrik uyarıları alt merkezlere hiçbir şekilde ulaşamaz ve kalbin iki bölümü birbirinden tamamen bağımsız olarak çalışmaya başlar. Anne karnındaki fetüsleri ve her yaştan çocuğu etkileyebilen bu kardiyolojik durum kalbin elektriksel köprüsünün tamamen yıkılması anlamına gelir. Erken müdahale edilmediğinde hayati riskler barındıran bu ritim problemi, multidisipliner ve titiz bir tıbbi takip gerektirir.
Kalbimizin Elektrik Sistemi Normalde Nasıl Çalışır ve Tam Kalp Bloğu Nedir?
Kalp sadece kasılabilen bir pompa mekanizması değil aynı zamanda kendi içinde kusursuz bir elektrik şebekesi barındıran olağanüstü bir organdır. Bu harika sistemin başlangıç noktası, kalbin sağ üst odacığında yer alan ve adeta doğal bir jeneratör ya da kalp pili gibi görev yapan özel bir hücre kümesidir. Bu jeneratör düzenli aralıklarla küçük elektrik sinyalleri üretir. Üretilen bu sinyaller önce kalbin üst odacıklarına yayılarak onların kasılmasını ve içlerindeki kanı alt odacıklara doğru pompalamasını sağlar. Sinyaller daha sonra üst ve alt odacıklar arasında bir nevi gümrük kapısı veya köprü görevi gören özel bir istasyona gelir. Bu istasyon, elektriği çok çok kısa bir süreliğine bekleterek alt odacıkların kanla dolmasına fırsat tanır. Ardından elektrik akımı, özel iletim kabloları üzerinden alt odacıklara aktarılır ve kalbin çok güçlü bir şekilde kasılarak kanı tüm vücuda göndermesi sağlanır.
Tam kalp bloğu geliştiğinde, işte bu ana gümrük kapısı veya onu takip eden elektrik kabloları tamamen işlevsiz hale gelir. Elektriksel köprü yıkıldığı için üst odacıklardan gelen hayati kasılma emirleri alt odacıklara geçemez. Kalbin tamamen durmasını engellemek amacıyla, kalbimizin mucizevi yapısı gereği alt odacıkların içindeki bazı hücreler devreye girer ve kendi başlarına zayıf elektrik sinyalleri üretmeye başlarlar. Ancak bu yedek sistemin ürettiği atım hızı, kalbin asıl jeneratörünün ürettiği hıza göre çok düşüktür. Kalp olması gerektiğinden çok daha yavaş attığı için vücudun, beynin ve diğer hayati organların kan ihtiyacı karşılanamaz. Elektrik sistemindeki bu devasa kopukluk, vücutta bir dizi telafi mekanizmasının devreye girmesine ve çeşitli klinik şikayetlerin başlamasına zemin hazırlar.
Çocuklarda Görülen Tam Kalp Bloğu Hangi Ana Kategorilere Ayrılır?
Bebeklerde, çocuklarda ve ergenlerde karşılaşılan tam kalp blokları, hastalığın ne zaman ve hangi mekanizmalarla ortaya çıktığına bağlı olarak iki temel gruba ayrılır. Bu sınıflandırma, hastalığın tedavisinin nasıl planlanacağı konusunda en önemli belirleyicidir. İlk grup, bebek henüz anne karnındayken gelişmeye başlayan ve bebek dünyaya geldiğinde mevcut olan doğuştan kalp bloklarıdır. Bu duruma konjenital form adı verilir ve genellikle anneden bebeğe geçen bazı antikorların kalbe zarar vermesiyle veya kalbin anatomik yapısının anne karnında hatalı gelişmesiyle ortaya çıkar.
İkinci grup ise sonradan kazanılmış, yani edinsel kalp bloklarıdır. Tamamen sağlıklı bir elektrik sistemine sahip olarak doğan bir çocukta, hayatının ilerleyen yıllarında geçirilen ağır enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi sorunları, kalp kası iltihaplanmaları veya doğumsal kalp deliklerini onarmak amacıyla yapılan açık kalp ameliyatları sonrasında kalbin elektrik yollarının zarar görmesiyle bu durum gelişir. Her iki ana kategorinin klinik gidişatı, hastaya yaşattığı şikayetler ve tedaviye verdikleri yanıtlar birbirinden tamamen farklı dinamiklere sahiptir.
Anne Karnındaki Bebeklerde Tam Kalp Bloğu Gelişiminin Altında Yatan Başlıca Nedenler Nelerdir?
Anne karnındaki bir fetüste doğuştan tam kalp bloğu gelişmesinin en yaygın ve en çarpıcı nedeni, annenin bağışıklık sistemindeki otoimmün durumlardır. Bazen anne adayı hiçbir hastalık belirtisi hissetmese bile kanında kendi dokularına saldırma eğiliminde olan bazı antikorlar bulunabilir. Gebeliğin özellikle on ikinci ile on altıncı haftaları arasında, annenin kanındaki bu antikorlar plasenta adı verilen yapıyı geçerek doğrudan bebeğin dolaşımına karışır. Bebeğin kanına geçen bu antikorlar, gelişmekte olan minik kalbin elektrik sistemini oluşturan hücrelere yabancı bir maddeymiş gibi saldırır.
Bu saldırı sonucunda bebeğin kalp hücrelerinin içindeki denge tamamen bozulur. İletim hücreleri yavaş yavaş ölmeye başlar. Ölen hücrelerin olduğu bölgede, kalbin doğal yapısını bozan yoğun bir iltihaplanma süreci tetiklenir. Özellikle genetik olarak bu hasara yatkınlığı olan bebeklerde, bu iltihap iyileşmek yerine zamanla sertleşmiş bir yara dokusuna ve kireçlenmelere dönüşür. Bu sert yara dokusu, elektrik sinyallerini taşıyan yolları fiziksel olarak tamamen tahrip eder. Bu yıkıcı sürece zemin hazırlayan ve annede bulunabilen otoimmün hastalıklar şunlardır:
- Sistemik lupus eritematozus
- Sjögren sendromu
- Romatoid artrit
- Karma bağ dokusu hastalıkları
Kalpteki Yapısal Anomaliler Doğuştan Tam Kalp Bloğuna Nasıl Zemin Hazırlar?
Doğuştan tam kalp bloğunun bir diğer yüzü ise kalbin anne karnında fiziksel olarak kusurlu gelişmesidir. Kalbin odacıkları, damarları veya kapakçıkları normal dışı bir şekilde oluştuğunda, kalbin iç duvarlarından geçen elektrik iletim hatları da bu bozukluktan nasibini alır. Elektrik yolları ya hiç oluşmaz, ya tamamen yanlış yerlere doğru yönelir ya da bir noktada fiziksel olarak kopar. Yapısal kalp hastalıklarıyla birlikte görülen kalp blokları tıp dünyasında en çok korkulan senaryolardan biridir. Çünkü kalp zaten anatomik bir bozukluk nedeniyle kan pompalamakta zorlanırken, bir de üzerine yavaş kalp atış hızı eklendiğinde bebeğin kalp yetersizliğine girme ihtimali katlanarak artar.
Bu yapısal kusurlar genellikle gebeliğin ilk haftalarında meydana gelir ve kalbin tamamen farklı bir mimariyle şekillenmesine yol açar. İletim sisteminin doğrudan fiziksel olarak kesintiye uğradığı veya yön değiştirdiği durumlarda, bebek hem kalpteki yapısal sorunla hem de ciddi ritim problemiyle mücadele etmek zorunda kalır. Doğuştan tam kalp bloğuna en sık eşlik eden yapısal kalp anomalileri şunlardır:
- Büyük arterlerin düzeltilmiş transpozisyonu (ccTGA)
- Atriyoventriküler kanal defektleri (AVSD)
- Sol atriyal izomerizm (LAI)
Çocukluk Çağında Sonradan Gelişen Edinsel Tam Kalp Bloğu Neden Olur?
Çocuğun kalbi ve elektrik sistemi anne karnında tamamen sağlıklı bir şekilde gelişmiş ve doğum sorunsuz atlatılmış olsa bile, ilerleyen yıllarda çeşitli dış faktörlerin etkisiyle tam kalp bloğu gelişebilir. Çocukluk çağında edinsel kalp bloğunun açık ara en sık görülen nedeni cerrahi müdahalelerdir. Doğumsal bir kalp deliğini kapatmak veya sorunlu bir kalp kapağını değiştirmek için yapılan açık kalp ameliyatlarında, cerrah mecburen elektrik yollarının sadece birkaç milimetre uzağında çalışmak zorunda kalır. Bu bölgeye atılan bir dikiş, cerrahi aletlerin yarattığı çekme kuvveti veya ameliyat sonrası dokularda biriken sıvı, elektrik yollarına ciddi baskı yapar. Çoğu zaman bu şişlik birkaç hafta içinde inerek ileti sistemini rahatlatsa da bazen hasar kalıcı olur ve tam blok tablosu yerleşir.
Cerrahi travmalar dışında, doğrudan kalp kasını ve elektrik yollarını hedef alan ağır enfeksiyonlar ve bazı zehirlenmeler de çocuklarda edinsel kalp bloğuna yol açabilir. Bu tür durumlarda kalbin iletim hatları iltihap hücreleri tarafından işgal edilir ve sinyallerin geçişi tamamen durur. Çocukluk çağında ameliyatlar dışında edinsel tam kalp bloğuna yol açabilen tıbbi durumlar şunlardır:
- Akut romatizmal ateş
- Viral miyokardit
- Lyme hastalığı
- Enfeksiyöz mononükleoz
- Riketsiya enfeksiyonları
- Kardiyak tümörler
- İlaç intoksikasyonları
Tip 2 Atriyoventriküler Blok Nedir ve Tam Kalp Bloğu İle İlişkisi Nasıldır?
Tam kalp bloğuna giden yolda çok kritik bir aşama vardır. Tıp dilinde Tip 2 2:1 atriyoventriküler blok olarak adlandırılan bu ritim bozukluğu, köprünün tamamen yıkılmadığı ancak çok ağır hasar aldığı özel bir durumu ifade eder. Bu tabloda üst odacıklardan gelen elektrik sinyallerinin tamamı engellenmez; bunun yerine belirli bir düzen içinde, örneğin her iki sinyalden sadece bir tanesi alt odacıklara iletilebilir. Kalbin üst kısmı iki kez kasılırken, alt kısmı sadece bir kez kasılmayı başarır.
Bu durum her ne kadar “tam” bir blok olmasa da klinik açıdan en az tam blok kadar büyük bir tehlike arz eder. Çünkü bu zayıf ve hasarlı köprü, herhangi bir anda, hiçbir uyarı vermeden aniden çökebilir ve kalbi tamamen durdurarak tam kalp bloğu tablosuna geçiş yapabilir. Bu tür bir ritim sorunu tespit edilen çocukların, her an tam bloğa ilerleme riski taşıdıkları için, kalp kaslarında büyüme veya zayıflama olup olmadığı açısından son derece titiz bir şekilde takip edilmeleri hayati önem taşır. Hastaların bu ince çizgide dengede kalıp kalmadıkları teknolojik görüntüleme cihazlarıyla sürekli kontrol altında tutulmalıdır.
Bebeklik Döneminde Tam Kalp Bloğu Hangi Ciddi Belirtilerle Kendini Gösterir?
Henüz kendini ifade edemeyen bebeklerde tam kalp bloğunun bulguları, tamamen vücudun oksijensizliğe ve yavaş kalp hızına verdiği fiziksel tepkilerden ibarettir. Kalp yeterli miktarda kanı pompalayamadığında, dokular oksijene aç kalır ve kalp yetersizliği adı verilen ağır tablo yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlar. Bebekler için gün içindeki en büyük efor beslenme sürecidir. Sağlıklı bir bebek annesini emerken rahatça nefes alıp verirken, tam kalp bloğu olan bir bebek çok çabuk yorulur, beslenmeyi sık sık bırakıp dinlenme ihtiyacı hisseder ve bu esnada vücudu aşırı efor sarf ettiği için boncuk boncuk terler.
Eğer blok anne karnındayken kalp yetmezliğine neden olacak kadar ilerlerse, bebeğin tüm vücut boşluklarında, akciğerlerinde ve karın bölgesinde sıvı birikimi başlar. Bu son derece ölümcül duruma hidrops fetalis adı verilir. Doğum sonrası dönemde ise, kalp atış hızının aşırı yavaşlaması nedeniyle akciğerlerde sıvı toplanabilir, nefes alışverişleri hızlanır ve bebeğin göğüs kafesinde gözle görülür çekilmeler başlar. Bebeklik çağında tam kalp bloğunun yol açtığı başlıca klinik belirtiler şunlardır:
- Beslenme sırasında çabuk yorulma
- Memeyi erken bırakma
- Aşırı terleme
- Hızlı nefes alıp verme
- Göğüs kafesinde çekilmeler
- Huzursuzluk
- Ciltte beneklenme
- Morarma nöbetleri
Daha Büyük Çocuklarda ve Ergenlerde Tam Kalp Bloğu Şikâyetleri Neden Farklılık Gösterir?
Çocuklar büyüyüp fiziksel aktiviteleri artmaya başladığında, vücudun enerji ve oksijen ihtiyacı bebeklik dönemine kıyasla tamamen farklılaşır. İlginç bir şekilde eğer tam kalp bloğu olan bir çocuğun alt odacıklarındaki yedek jeneratör saniyede bir kez (dakikada yaklaşık 60 kez) uyarı çıkarabiliyorsa ve çocuğun beyin kan akımı bu hızla yeterince beslenebiliyorsa, çocuk yıllarca hiçbir ciddi şikayet hissetmeden büyüyebilir. Ancak büyüme çağı ile birlikte spor yapma, koşma veya merdiven çıkma gibi bedeni zorlayan aktiviteler başladığında işin rengi değişir.
Normal bir kalp, efor sırasında hızlanarak vücuda daha fazla kan pompalar. Tam kalp bloğunda ise üst odacıklar hızlansa da elektrik sinyalleri aşağıya geçemediği için, alt odacıklar hep aynı yavaş ritimde kalmaya devam eder. Vücudun artan kan talebi karşılanamadığında, beyne ve kaslara yeterli oksijen gidemez. Beyne giden kan akımı anlık olarak kritik bir seviyenin altına düştüğünde, çocuk aniden bilincini kaybederek yere yığılabilir. Bayılma (senkop) atakları, bu çocukların hayatını en çok tehdit eden ve acil müdahale gerektiren semptomların başında gelir. Uykuda kalp hızının iyice yavaşlaması nedeniyle beyin oksijensiz kalabilir ve bu da çocukların sıklıkla kötü rüyalar görerek uykudan uyanmalarına neden olur. Oyun çağı ve ergenlik döneminde görülen başlıca tam kalp bloğu belirtileri şunlardır:
- Merdiven çıkarken tıkanma
- Efor sırasında nefes darlığı
- Çabuk yorulma
- Baş dönmesi
- Halsizlik
- Bayılma
- Uykuda kabus görme
Anne Karnında Tam Kalp Bloğu Tanısı İçin Hangi Görüntüleme Yöntemleri Kullanılır?
Teknolojinin sunduğu imkanlar sayesinde günümüzde fetüsün kalbindeki çok karmaşık ritim problemleri bile anne karnındayken büyük bir doğruluk payıyla tespit edilebilmektedir. Her şey genellikle rutin bir kadın doğum muayenesi sırasında, kadın doğum uzmanının ultrason cihazında bebeğin kalp atış hızının beklenenden çok daha yavaş olduğunu fark etmesiyle başlar. Normalde dakikada 120 ile 160 arasında atması gereken minik bir kalbin hızının 50-60 seviyelerine kadar düştüğü görülür. Bu şüphe üzerine anne adayı derhal bir çocuk kardiyolojisi veya perinatoloji (riskli gebelik) uzmanına yönlendirilir.
Bu aşamada devreye giren en önemli teknolojik silah fetal ekokardiyografidir. Anne karnından ses dalgaları gönderilerek bebeğin kalbinin iç yapısını, odacıklarını, kapakçıklarını ve en önemlisi elektriksel ritmini yüksek çözünürlüklü olarak ekrana yansıtan bu yöntem gebeliğin herhangi bir döneminde güvenle yapılabilse de en net sonuçları 16. ile 24. haftalar arasında verir. Cihazın özel Doppler ve M-Mod özellikleri kullanılarak, kalbin üst odacıklarının kasılma anı ile alt odacıklarının kasılma anı aynı grafik üzerinde eş zamanlı olarak incelenir. Bu incelemede üst ve alt odacıkların tamamen kopuk ve birbirinden bağımsız çalıştığı net bir şekilde ortaya konduğunda, anne karnındaki bebeğe kesin tanı konulmuş olur.
Doğum Sonrası Dönemde Tam Kalp Bloğu Teşhisi İçin Hangi Modern Tıbbi Testler Uygulanır?
Bebek dünyaya geldikten sonra veya daha ileri yaşlarda tam kalp bloğu şüphesi taşıyan bir çocuk polikliniğe getirildiğinde, kalbin içindeki elektriksel iletişimin tamamen koptuğunu kanıtlamak ve mevcut hasarın boyutlarını saptamak için can yakmayan, tamamen ağrısız ve son derece güvenilir tanı yöntemleri uygulanır.
Hekimin başlıca tanı araçları olarak kullandığı tıbbi testler şunlardır:
- Elektrokardiyografi (EKG)
- 24 saatlik ritim Holter monitörizasyon
- Transtorasik ekokardiyografi (EKO)
- Efor testi
Anne Karnındayken Başlayan Tam Kalp Bloğu Durumlarına Medikal Olarak Nasıl Müdahale Edilir?
Anne karnında kalp bloğu gelişimi henüz tam bir kopma aşamasına gelmemişse veya iltihap süreci yeni başlamışsa, kalpteki elektrik köprüsünün tamamen yıkılmasını engellemek için zamanla yarışılan medikal bir tedavi süreci başlatılır. Bu dönemde doğrudan bebeğe müdahale edilemediği için, ilaçlar annenin bedeni üzerinden plasenta aracılığıyla bebeğe ulaştırılmaya çalışılır. Annede bağışıklık sistemi problemi varsa ve bebeğin kalbinde yoğun bir iltihaplanma tespit edilmişse, annenin damar yoluyla aldığı güçlü steroidler plasentayı geçerek bebeğin kalbindeki o yangıyı söndürmeyi hedefler.
Kalp hızı çok yavaşlamış ve bu yüzden kalp yetmezliğine girmeye başlayan fetüslerde, kalp atımını hızlandırmak amacıyla anneye sempatomimetik adı verilen özel kalp uyarıcı ilaçlar verilebilir. Ayrıca geçmişte doğumsal kalp bloklu bir çocuk dünyaya getirmiş annelerin bir sonraki gebeliklerinde aynı üzücü durumu yaşamalarını engellemek için tüm hamilelik süresince koruyucu amaçlı kullanılan sıtma ilaçları mevcuttur. Anne karnındaki bebeği korumak ve bloğun ilerlemesini durdurmak için kullanılan medikal tedaviler şunlardır:
- Kosteroidler
- Sempatomimetik ilaçlar
- Betamimetik ajanlar
- Hidroksiklorokin profilaksisi
- Plazmaferez
Tam Kalp Bloğu Olan Bebeklerin Doğum Süreci Neden Çok Kapsamlı Planlanmalıdır?
Anne karnında tam kalp bloğu teşhisi konmuş bir bebeğin dünyaya geliş anı, sıradan bir doğum eyleminden çok daha öte, tam teşekküllü bir tıbbi operasyon ciddiyetiyle yönetilmelidir. Çünkü bebek anne karnında, plasenta sayesinde annenin oksijenine tutunarak bir şekilde hayatta kalsa da göbek kordonu kesildiği anda kendi yavaş atan kalbiyle baş başa kalacaktır. Yavaş kalp hızı, yenidoğanın dünyaya adaptasyon sürecinde akciğerlerine yeterli kan gönderememesi ve tüm vücudunun şoka girmesi riskini taşır.
Eğer fetüste anne karnında kalp yetersizliğine bağlı yaygın su toplaması (hidrops fetalis) başlamışsa, bebeğin o güne kadar dayanması bile büyük bir mucizedir ve bu gibi durumlarda akciğer geliştirici ilaçlar verilerek bebeğin acil sezaryenle daha erken doğurtulması planlanır. Doğum mutlaka, gelişmiş bir yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan çocuk kalp cerrahisinin ve çocuk kardiyolojisinin 24 saat hazır bulunduğu üçüncü basamak bir sağlık merkezinde gerçekleştirilmelidir. Doğumhanede bebeği karşılayacak ekipte kadın doğum uzmanının yanı sıra muhakkak çocuk kardiyoloğu, perinatolog ve yenidoğan uzmanı hazır bulunmalıdır. Bebek doğar doğmaz acil müdahaleler yapılarak gerekirse gecikmeden geçici kalp pili takılmalıdır.
Kalıcı Kalp Pili Tedavisi Tam Kalp Bloğu Olan Çocuklarda Hangi Kriterlere Göre Kararlaştırılır?
Tıp dünyasındaki tüm teknolojik ilerlemelere rağmen, ne yazık ki tamamen kopmuş ve kireçlenmiş bir elektrik iletim sistemini haplarla veya şuruplarla eski haline getirebilecek bir medikal tedavi seçeneği henüz bulunmamaktadır. Tam kalp bloğunun dünyaca kabul görmüş, hayat kurtaran tek ve kesin tedavisi kalıcı kalp pili, yani pacemaker takılmasıdır. Ancak kalp pili takma kararı her çocuk için aynı hızda verilmez; bu kritik karar tamamen bilimsel veriler ışığında, çocuğun yaşına, kalbinin yapısal durumuna ve hastalığın çocuğa yaşattığı şikayetlere göre şekillenen son derece hassas ölçümlere dayanır.
Eğer çocuk bayılıyorsa, kalp yetmezliği belirtileri gösteriyorsa veya tamamen semptomsuz olsa dahi gün içindeki uyanık kalp hızı belirli bir güvenlik sınırının çok altına inmişse kalp pili tartışmasız bir şekilde takılmalıdır. Ayrıca Holter kayıtlarında kalbin atışına saniyeler boyunca ara verdiği sessiz dönemler saptanırsa ya da efor testi sırasında kalp kendini hızlandırma yeteneğini tamamen kaybetmişse vakit kaybetmeden ameliyat kararı alınır. Çocuk kardiyoloji uzmanlarının kalp pili takma kararı verirken göz önünde bulundurduğu kritik kriterler şunlardır:
- Konjestif kalp yetersizliği bulguları
- Düşük kardiyak debi
- Bayılma atakları
- Yenidoğanlarda kalp hastalığı yok ise istirahat kalp hızının dakikada ellinin altında olması
- Yenidoğanlarda kalp hastalığı var ise istirahat kalp hızının dakikada yetmişin altında olması
- Ergenlerde istirahat kalp hızının dakikada kırkın altında olması
- Holter kaydında üç saniyeyi aşan duraklamalar
- İlerleyici sol ventrikül dilatasyonu veya sol ventrikül disfonksiyonu olması
- Kalp ameliyatı olmuş çocuklarda, ameliyat sonrasında 7. Gün geçmiş olmasına rağmen halen blok devam ediyor ise
Bebeklerde ve Büyük Çocuklarda Tam Kalp Bloğu İçin Kalp Pili Takma İşlemi Nasıl Uygulanır?
Çocuklarda kalp pili operasyonları, erişkinlerden çok daha farklı bir cerrahi ustalık ve planlama gerektirir. Tedavinin şekli hastanın yaşına ve kilosuna göre iki tamamen farklı teknik üzerinden yürütülür. Henüz birkaç günlük olan veya kilosu çok düşük olan yenidoğan bebeklerde, damar yolları bir kabloyu içinden geçiremeyecek kadar ince ve narindir. Bu nedenle bebeklerde epikardiyal yöntem adı verilen özel bir cerrahi teknik uygulanır. Göğüs kafesi veya kaburgaların altından açılan küçük bir pencereden kalbin dış yüzeyine ulaşılarak, pilin ürettiği elektriği iletecek olan hassas teller doğrudan kalbin dış kas dokusuna nazikçe dikilir. Kalp pili cihazının bataryası ise genellikle bebeğin karın bölgesinde, cilt altındaki kasların arasına gizlenen bir cep içine yerleştirilir.
Çocuk büyüdükçe ve ergenlik çağına geldiğinde ise, tıpkı yetişkinlerde yapıldığı gibi endokardiyal yönteme geçilir. Bu yöntemde göğüs kafesinin açılmasına hiç gerek kalmaz. Köprücük kemiğinin hemen altındaki büyük toplardamarlardan birine girilerek, incecik teller damarın içinden kalbin sağ alt odacığına kadar ilerletilir ve içeriden kalp dokusuna sabitlenir. Batarya kutusu ise doğrudan köprücük kemiğinin altındaki cilt cebine yerleştirilir. Bu ameliyat tekniği çok daha kısa sürer ve çocuğun hastaneden taburcu olma süresini büyük ölçüde hızlandırır.
Tam Kalp Bloğu Nedeniyle Kalp Pili İle Yaşayan Çocukların Gündelik Yaşamında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kalp pili tedavisi, ölümcül ritim bozukluğu olan çocukları normal, sağlıklı ve uzun bir hayata bağlayan en muazzam tıbbi dokunuşlardan biridir. Ailelerin “Çocuğum normal bir hayat yaşayabilecek mi?” endişesi genellikle yersizdir. Çünkü kalp pili takılan çocuklar okula gidebilir, koşabilir, oyun oynayabilir ve yaşıtlarından hiçbir fiziksel farklılık hissetmeden büyüyebilirler. Sadece kalp pilinin çalışma mekanizmasını bozmamak veya bataryanın olduğu bölgeye fiziksel bir hasar vermemek adına günlük hayatta uyulması gereken çok net ama basit güvenlik kuralları bulunmaktadır.
Günümüzün modern kalp pilleri akıllı telefonlar, tabletler, mikrodalga fırınlar veya televizyonlar gibi ev aletlerinin yaydığı standart elektromanyetik alanlardan kesinlikle etkilenmeyecek şekilde son derece gelişmiş kalkanlarla üretilir. Ancak çok güçlü manyetik alanlar kalbin ritim ayarlarını geçici olarak bozabilir veya pili sıfırlayabilir. Ayrıca göğüs bölgesine doğrudan şiddetli darbelerin alındığı sporlardan kalıcı kablo hasarlarını önlemek amacıyla kesinlikle kaçınılması şarttır. Kalp pili taşıyan çocukların uzak durması veya dikkat etmesi gereken durumlar şunlardır:
- Ağır ve tramva olma olasılığı yüksek olan sporlar
- Amerikan futbolu
- Boks
- Güreş
- Karate ve benzeri dövüş sanatları
- Havaalanı güvenlik dedektörleri
- Alışveriş merkezi güvenlik kapıları
- Yüksek voltajlı trafo merkezleri
- Manyetik rezonans (MR) görüntüleme cihazları
Tam Kalp Bloğu Tanısı Almış Çocukların Uzun Dönem Takibi Neden Hayati Önem Taşır?
Tam kalp bloğu ve ardından gelen kalp pili tedavisi, başarılı bir ameliyat sonrası hastanın dosyası kapatılarak bir daha görülmeyeceği bir hastalık değildir; tam aksine doktor ve hasta arasında bir ömür boyu sürecek yakın bir yol arkadaşlığının başlangıcıdır. Kalp pilinin enerjisini sağlayan bataryaların ömrü sonsuz değildir; çocuğun büyüme hızına ve cihazın çalışma yoğunluğuna bağlı olarak bu piller ortalama beş ile on yıl arasında tükenir. Cihazın bataryası zayıfladığında ufak bir operasyonla dış jeneratör kutusunun yenisiyle değiştirilmesi gerekir. Bu nedenle hastaların altı ayda bir cihaz ölçümleri için mutlaka merkeze gelmesi zorunludur.
Bunun yanı sıra kalbin kasılma dinamiği yıllar içerisinde dışarıdan gelen elektrik uyarıları yüzünden yorulmaya meyillidir. Normal fizyolojiden farklı olarak sağ alt odacıktan sürekli elektrik uyarısı almak, tam kalp bloklu çocukların bir kısmında ilerleyen yıllarda kalp kasının giderek büyümesine ve pompa gücünün zayıflamasına, yani dilate kardiyomiyopati adı verilen duruma yol açabilir. Bu kalp yorgunluğunun çok önceden tespit edilerek kalbi destekleyen ilaçların başlanabilmesi veya kalp pilinin ayarlarının değiştirilebilmesi için çocuk kardiyolojisi uzmanları tarafından ekokardiyografi ile yapılan sürekli takip vazgeçilmez bir zorunluluktur.
Sıkça sorulan sorular

Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, 20 yıla yakın klinik, akademik ve girişimsel deneyime sahip, doğuştan kalp hastalıkları, pediatrik girişimsel kardiyoloji, hibrit işlemler ve radyasyon azaltılmış / floroskopisiz kateterizasyon teknikleri alanlarında uluslararası düzeyde tanınan bir uzmandır.
Bugüne kadar hem ülkemizde hem de yurtdışında toplamda 10.000’in üzerinde pediatrik kardiyak kateterizasyon işlemi gerçekleştirmiş; kompleks yapısal kalp hastalıklarında ileri düzey girişimsel ve hibrit uygulamalara ülkemizde öncülük etmiştir.
Akademik üretkenliği 110 SCI/SCIE yayını, 1.440 atıf, H-indeksi 18 ile bilimsel olarak güçlü bir otoriteyi temsil etmektedir (Google Scholar, 2025).
